ŞEHİT HABERİ VERMENİN DAYANILMAZ YÜKÜ…


ŞEHİT HABERİ VERMENİN DAYANILMAZ YÜKÜ…

Yıllar önce, zorlu bir kış gününde, Tunceli yakınındaki Pülümür’de 5 metre yüksekliğinde kar, tipi ve aşırı soğukla mücadele ederken yanımda Eşim ve Oğlum da vardı.

Dolayısıyla, o coğrafyanın çetin doğa koşullarını biz bile ailecek yerinde görüp öğrenmişken, yıllardır o bölgede terörle mücadele eden Ordumuzun bilmemesi mümkün değildir.

1984 yılından beri teröre kurban verdiğimiz binlerce Şehidimizin her biri yüreğimi kanatmıştır, yüce Allah’ım Onlardan razı olsun, huzurlarında rahmet, minnet ve hürmetle eğiliyorum.

Bugün Tunceli’de donarak Şehit olan iki ana kuzusunu öğrenince de içim yangın yerine döndü, ancak bu elim olayın Ekim gibi bir sonbahar ayında meydana gelmesi nedeniyle öfkesine yenik düşerek, sosyal medyada Ordumuz’a ağır hakaretlerde bulunanları görünce, üzüntüm daha da arttı.

Çünkü…

Biz Türkler, binlerce yıllık tarihimiz boyunca “Asker Millet” olarak anılmaktan gurur duymuş bir Milletiz ki, bu da yetmemiş, İslamiyeti seçtikten sonra da “Peygamber Ocağı” olarak adlandırmışız kutsal Asker Ocağı’mızı.

Hiçbir tereddüte mahal yoktur ve dahi olamaz ki, Türk Ordusu’nun emir-komuta zincirini oluşturan, Genelkurmay Başkanı’ndan başlayarak Onbaşı rütbesindeki Erbaş’a kadar tüm komutanlar, bırakın astlarının Şehit olmalarını, burunlarının dahi kanamasını asla istemezler ve mümkün olan her türlü tedbiri alırlar, yine de kusurlu olanlar varsa, onların yargılanacağı bağımsız askeri mahkemeler olduğu da bir başka gerçektir.

Şerefli tarihimiz, gerektiğinde askerleri için gözünü dahi kırpmadan ölüme koşan Komutanların kahramanlık öyküleriyle bezenmiştir.

Ayrıca, Tunceli kırsalındaki dağlık bir bölgede düzenlenen operasyona katılan 12 Mehmetçik, acemi birer Er değil, ömrünü terörle mücadeleye adamış Jandarma Özel Harekat (JÖH) timine mensup, yani o bölgeyi ve kış şartlarını iyi bilen birer kahramandırlar.

Ancak, sarp kayalıklarda sürdürdükleri operasyon sırasında aniden bastıran tipi ve sis nedeniyle, komutanlarının anında seferber ettiği kurtarma timi ve helikopter askerlerimize ulaşmakta zorluk çekmiş ve ne yazık ki iki Vatan evladımız daha Şehit olmuştur, başımız sağolsun.

Tabii ki acımız çok büyük ama sizden istirham ediyorum, lütfen Şehitlerimiz üzerinden Türk Ordusu’na ve şerefli komutanlarına saldıranlara prim vermeyiniz, aksi halde, ağzından salyalar akıtarak Askerlerimize saldıran terörist mahlukları cesaretlendirmiş olursunuz.

Bu vesileyle, geçtiğimiz günlerde bir Komutanımızın kaleme aldığı çok ama çok ağır bir yazıyı ve benim O’na Twitter’dan gönderdiğim naçizane cevabımı da sizinle paylaşmak istiyorum.

***

ŞEHİT HABERİ…

Siz oğlu şehit olan aileye acı haberi vermeye gittiniz mi hiç? Hayır mı? Dinleyin o halde;

Sabah daha mesaiye başlamadan yazılı bi emir düşer önünüze; Yukarı köyden Ahmet oğlu Mehmet şehit düşmüştür. Yarabbim dersin, dağa çıksam üç gün aç susuz kalsam da şu haberi vermesem..

Ama giyersin tören üniformanı, birkaç Mehmetçikle birlikte, hastaneden gelen ambulansı alırsın arkaya, düşersin yola. Vatandaş da öğrenmiştir artık, önde bir askeri araç, arkada bir ambulans ile geliyorsa bir eve ateşin düştüğünü.. Yaklaştığın her kasaba veya köyün buz kesildiğini hissedersin. İçinden geçip gittiğin her yer rahatlar..

Neyse varırsın köye. Askerde evladı olan her haneden inceden bir sızının yükseldiğini, “aman bizim eve doğru gelmesin” diye dua edildiğini duyar gibi olursun.. Bütün köy donmuştur adeta.. Herkes büyülenmiş gibi izler seni. Hangi eve gidilecek diye ıstıraplı bir merak sarar ortalığı..

Şehidin evine doğru yaklaşmaya başladığında, bahçedeki ihtiyarın büyülenmiş gibi sana baktığını, bacaklarının titrediğini, elindeki bastondan güç alarak zar zor ayakta durmaya çalıştığını görürsün. Ayakların geri geri gider. Pencerelerde bir hareket başlar ve kapının önüne telaşla bir anne çıkar, bir sana, bir arkanda yere bakan Mehmetçiklere, bir de ambulansa bakar.

Sonra atar kendini yere. Oğlu daha toprak altına girmeden o ana düşer toprağa.. Öyle bir vurur ki yere, Zelzele oluyor sanırsın.. Konu komşu yığılır, Bin feryat bin figana karışır, Dersin ki kıyamet budur… Kimi ana önce sana doğru koşar, ellerine sarılır, son bir umutla yüzüne bakar, “Yaralı değil mi komutan?” der; Başını öne eğer, hiçbir şey diyemezsin. Dizlerinin bağı çözülür, çökersin anayla birlikte yere, o ağlar sen ağlarsın.. Hemşire elinin titremesinden, gözünün yaşını silmekten sakinleştirici iğneyi yapamaz bile..

Baba.. Fidan gibi evlatlarını vatana feda eden o babalar.. Sicim gibi gözyaşları dökülürken gözünden, acıya garkolmuş bir gururla, “Vatan sağ olsun, vatan sağ olsun şehit babasıyım ben” dediğini duyarsın Kimi içine akıtır gözyaşlarını, kimi de donar kalır.. Kimi günlerce konuşamaz, Kimi dua eder, kimi beddua.. Kimi kendi saçlarını, kimi saçlarımızı yolar, ne şapka kalır başınızda ne rütbe omuzlarınızda, söker atar..

Asıl büyük kıyamet bir iki gün sonra kopar. Gerçekle yüzleşme günüdür.. Bu sefer cenazeyle birlikte varırsın köye. Tören mören hak getire.. Köylü alır şehidini omuzlarına, yer yerinden oynar, ne protokol kalır ne düzen.. Kimi “Evladımı en son haliyle hatırlamak istiyorum” der, görmek istemez naaşını… Kimi de, ille de “Göreceğim” der, gösteremezsin ki; Ya yüzü yoktur, ya bacağı..

Yanımızdaki bi üsteğmen ya da yüzbaşı elinde daha önce de okuduğu, sadece isim hanesi değiştirilmiş standart metni okur, “Kanı yerde kalmayacak” diyerek, bitirir konuşmayı.. Tabuta sarılı analar, babalar, bacılar, gardaşlar duymaz bile bunu, duysa da inanmaz..

Sonuç olarak; Orada bir mezar, bir bayrak, bir ana, bir de baba kalır.. Her gün daha da duyarsızlaştırılan toplumumuzda akşam 45 saniyelik haber olarak izlersiniz siz de.. Okuduğunuz için teşekkürler. Saygılar.. (Sir Alex Cansin‏ @Cansinn1907)

* * *

Bu da benim cevabım;

“Komutanım, iki evlat, iki de torun sahibi bir baba ve dede olarak sana yemin ediyorum ki, asla alışmayacağız, bizi duyarsızlaştıramayacaklar!

Rahmetli Mustafa Muğlalı Paşa’mın (harclik.net/?p=698) hemşehrisi ve sizin gibi bir Fenerbahçeli olarak şeref sözü veriyorum!”

Şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine sabır diliyorum, Milletimizin başı sağolsun.

Saygı ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
27 Ekim 2018, Taşkent

ZaferKaradag hakkında

www.harclik.net www.karya.biz www.gen-turk.com Email: zaferkaradag@gmail.com Cep / Whatsapp: +86-131-2753 7434 Skype / Wechat: zaferkaradag
Bu yazı Yazılarım kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.