CORONANIN ŞAKASI YOK! ANLAYIN ARTIK!!!


CORONANIN ŞAKASI YOK! ANLAYIN ARTIK!!!

Bu lanet virüsün hiç şakası yok, an itibariyle (19.08.2020, TSİ 11:34) Türkiye’de 6.016, Dünya genelinde 784.722 kişinin canını aldı!

Pençesini geçirdiği 22.324.108 kişiden 6.064.060’ı halen hastalıkla cebelleşiyor, yoğun bakımda veya entübe olan hasta sayısı 62.066, taburcu edilen 15.065.326 şanslı insan iyileştiği için mutluyuz ama çoğu, akciğerlerindeki tahribatın etkisini hayatları boyunca çekmeye devam edecek.

Durum bu kadar ciddi ama gel gör ki, bizim halkımız çok şakacı, hala maske-mesafe-hijyen ile dalga geçmeye devam ediyorlar!

Keşke imkanım olsa da, her birini kulağından tutup oturtsam ve aşağıdaki doktorun anlattıklarını okumasını sağlasam, bakalım o zaman da maskesini çene altına indirip veya koluna takıp ailesini, arkadaşlarını ve içinde yaşadıkları toplumu Coronanın önüne atabiliyorlar mı!!!

Sağlıklı, huzurlu ve Coronadan ırak, güzel günler diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
19 Ağustos 2020, Taşkent

*
CORONA İLE MÜCADELE EDEN DOKTOR: “TANIK OLDUKLARIMI GÖREN BİRİ EVDEN DIŞARI ÇIKMAZDI”

Corona virüsü vakalarının arttığı Diyarbakır’da görev yapan Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı Yardımcı Doç. Dr. Hakan Akelma, yoğun bakımda şahit olduklarını aktardı. “Benim tanık olduklarımı gören biri, evden dışarı çıkmazdı” diyen Doç. Dr. Akelma, corona virüsüne yakalanan ablasının tomografisini paylaşarak virüsün akciğerde yarattığı tahribatı gösterdi. Bazı hastalarının yaşadıklarını anlatırken sesi titreyen Doç. Dr. Akelma, vatandaşları önlem almaları konusunda uyardı.

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, Diyarbakır’da corona virüsü vaka sayısı, yoğun bakım hasta sayısı ve entübe hasta sayısında artış yaşanıyor. Bu nedenle pandemi hastanesine dönüştürülen Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı Yardımcı Doç. Dr. Hakan Akelma, yoğun bakımda verdiği mücadeleyi anlattı ve yaşadığı acı tecrübeleri paylaştı.

‘HASTALARIMIZIN YÜZÜNDE PİŞMANLIK VARDI’
Doç. Dr. Akelma, tedavide yaşam mücadelesini kaybeden hastalarının yüzlerinde pişmanlık olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Anestezi ve reanimasyon uzmanı olarak pandemi hastanesinde salgının ortaya çıkmasından bu yana yoğun bakımda çalışıyorum. Çok hasta türü gördüm. Özellikle Mayıs ayından sonra sıcakların etkisiyle hastalığın azalacağını düşünüyorduk. Fakat yaz ayına gelmemizle birlikte kötü bir tabloyla karşılaştık. Genç hasta da gördüm yaşlı hasta da gördüm. Çoğu ciddi solunum sıkıntısı çekiyordu. Özellikle genç bir hastamız vardı, 55’lerde solunumu vardı, normal bir insan 12 soluk alır. Her an öleceğini hissederek soluk alıyordu. Ben de onu yatıştırmaya çalışıyordum.

‘ÖLMEK İSTEMİYORUM’ DİYEREK YATAĞI PARÇALADI
O hastaları halkımızın görmesini isterdim. Çok büyük bir pişmanlık vardı yüzlerinde. Yine bir başka hastamız vardı, ‘Ölmek istemiyorum’ diyerek yatağı parçaladı, kendindeki bütün kataterleri çekti, şuuru gitti ve biz o hastamızı 3 gün sonra kaybettik. Bu şekilde deliryuma giren hastalarımız oluyor. Özellikle birçok hastamızda aşırı ajitasyon, aşırı ölmeme isteği ve ölüm korkusu onları resmen sarmalıyor ve yaptıklarına çoğu da pişman oluyor. Hemen yanı başındaki hastalar ölüyor, bunun farkına varıyorlar, bu da onlarda ciddi bir pişmanlık oluşturuyor.”

‘ANNENİZİN, BABANIZIN YANINIZDA ÇIRPINA ÇIRPINA ÖLMESİNİ GÖRMEK SİZİ ÜZÜYOR’
Bir hastasıyla tedavi sürecinde yaşadıkları anı anlatırken sesi ve elleri titreyen Akelma, “Bir hekim olarak hastalara annem, babam, kardeşim gibi yaklaşıyorum. Özellikle bir genç hastam vardı. Hani ‘erkekler ağlamaz’ deniyor ya, ağlayabildiğimi gördüm. Ona, ‘Fatma hadi güçlü ol, kendini topla’ dediğimde, şu an bile ellerim titriyor, üzüntü duyuyorum, sesim de titredi özür dilerim. Gerçekten Fatma’nın hayatta kalması için çok mücadele verdim, çok uğraştım, o duygular anlatılmaz, bir annenizi bir babanızı yanınızda çırpına çırpına ölmesini görmek sizi üzüyor. O çırpınışlarında elinizden geleni yapıyorsunuz. Entübasyon yapıyorsunuz, her türlü cihazı takıyorsunuz, birçok müdahaleyi yapıyorsunuz ama bir noktadan sonra bu meret çok kötü, akciğeri harap edecek düzeye getirdiğinde hastaya yapabileceğiniz bir şey olmadığını anladığınızda gerçekten büyük bir hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Çok hasta gördüm ama corona virüsü gibi beni etkileyen, beni sarsan bir hastalık görmedim. Hastaların periferlerinde siyahlık oluşuyor, morarma oluşuyor, oksijen gitmiyor dokularına, ayaklarına, ellerine, yüzlerine, ve hastaların o haldeki durumu sizi çok ürkütüyor ve üzüyor. Ben hemen hemen her hastam öldüğünde günlerce psikolojik olarak kendimi toparlamaya çalışıyorum” dedi.

‘BENİM YERİME YOĞUN BAKIMA GİREN BİRİSİ EVDEN DIŞARI ÇIKMAZDI’
Corona virüsünden korunmada meskenin önemine dikkat çeken Akelma, maskenin insanı yoğun bakıma girmekten koruduğunu söyledi. Tedavi sürecinde tanık olduğu anları anlatan Akelma, “Kısmen olsa vakalarda artış var, bu artışın nedeni kurallara uymamaktır. Özellikle bu kuralların içerisinde maske çok önemli. Gerçekten sokakta maske takmayan çok insan var. Küçücük bir bez parçası sizi gerçekten yoğun bakıma gitmekten, yaşlılarınızı öldürmekten koruyor. Bu çok önemli bir şey. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu hastalıktan muzdarip olan aileler biraz daha temkinli ve biraz daha kurallara uyuyor hale geliyor. Ama hiç yaşamamış kişilerde maalesef bir rehavet var. Benim yerime yoğun bakıma girselerdi ve görselerdi, inanın evlerinden bile çıkmazlardı” diye konuştu.

ABLASI VE HEKİM ARKADAŞI DA CORONAYA YAKALANDI
Hem ablası hem de hekim arkadaşı corona virüsüne yakalanan Akelma, virüsün onların akciğerlerinde yarattığı tahribatı, tomografi üzerinden gösterdi. Ablasının evde tedavisinin devam ettiğini söyleyen Akelma, hekim arkadaşını yoğun bakıma kaldırdıklarını ifade ederek, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Corona virüsüne yakalanan ablamı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirdim. Bazı tetkiklerini yaptık ve tomografisini çektik. Ablam ayakta duracak halde değildi. Bir iki defa düşer gibi olunca, tekerlekli sandalyeye almak zorunda kaldık. Güçlü biriydi fakat bu hastalık onu o kadar tahrip etmişti ki, yerden kalkacak durumda değildi. Ablamın çekilen tomografisinde buzlu cam görüntüsü çok bariz bir şekilde görünüyor. Akciğeri tahrip etmesine rağmen öksürük bulguları yoktu, bu çok ilginç geldi bana. Bu durum, corona virüsü hastalığının daha bilinmeyen birçok yönünün olduğunu gösteriyor bize. COVID-19 hastalığı akciğerde periferde başlıyor, aşağı doğru da bronşlarını doldurmuş ve neredeyse hepsini kaplamış. Benim hekim arkadaşım da COVID-19’dan dolayı evden takip ediliyordu. Onun da akciğer grafisi burada, oksijen doygunluğu azalmıştı. Onda da buzlu cam görüntüsü neredeyse tamamını kaplamış vaziyette ve akciğerinin ne kadar tahrip olduğunu görüyoruz. Onu yoğun bakıma yatırdık.” (DHA)

ZaferKaradag hakkında

www.harclik.net www.karya.biz www.gen-turk.com Email: zaferkaradag@gmail.com Cep / Whatsapp: +86-131-2753 7434 Skype / Wechat: zaferkaradag
Bu yazı Yazılarım kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.