VİRÜSSÜZ BAYRAMLAR DİLİYORUM

VİRÜSSÜZ BAYRAMLAR DİLİYORUM

Bugün hayatımızın en tatsız Şeker Bayramını kutluyoruz.

Corona musibeti yüzünden uygulanan sokağa çıkma yasağı nedeniyle ne bayram namazı kılınabildi, ne de sevdiklerimizle görüşüp bayramlaşabileceğiz.

Ama biz yine de bardağın dolu kısmından bakmaya devam etmeliyiz, iki ayı aşkın süredir uygulanan karantina sürecinin sonuna yaklaşıyoruz.

Hızla azalan vaka ve vefat sayılarına karşın, daha hızlı artan iyileşen hasta sayılarına bakınca, milyonlarca insanımızın aşsız, işsiz, hatta sokağa çıkamadığı için adeta nefessiz kaldığı karantina sürecinde gösterdikleri fedakarlıkların boşa gitmediğini görüp, mutlu oluyorum.

Keşke Ocak ve Şubat aylarında yani “testi kırılmadan önce” yaptığım naçizane uyarılar kaale alınsaydı ve “ben geliyorum sayın Bakan!” diye bağıra bağıra gelen Corona için gerekli tedbirler daha erken uygulansaydı, hiç kuşku yok ki, can kayıplarımız ve hasta sayımız çok daha düşük olurdu.

Maalesef ölmüşle olmuşa çare yok, inşallah ilk dalga gelirken yapılan hatalardan gerekli dersler alınmıştır da, normalleşme sürecinde yapılabilecek yeni hatalar yüzünden, ikinci bir Corona dalgasının ölümcül sonuçlarına katlanmak zorunda kalmayız.

Pek çok ülkede olduğu gibi, bizde de salgının etkisi azalsa da, “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” mantığını güderek, ekonomiyi canlandırmayı insan sağlığına tercih eden ülkelerde, erken gevşetilen tedbirler yüzünden Coronanın nasıl şaha kalktığını, gün be gün, an be an izliyoruz; www.worldometers.info/coronavirus/

Toplu ölümlere yol açan tehlikenin devam ettiğini açık, seçik gösteren Rusya, Brezilya, Meksika gibi, Coronanın gemi azıya aldığı ülkelerde hergün onbinlerce insan bu kahrolası virüse yakalanmaya ve binlercesi de hayatını kaybetmeye devam ediyor, bu yüzden onların yaptıkları yanlışlardan ders çıkartmamız şart!

Bu buruk bayram gününde, başta Corona savaşımızın gerçek kahramanları olan hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız olmak üzere, ailelerimizin, dostlarımızın, sevdiklerimizin, aziz Milletimizin ve İslam aleminin mübarek Ramazan Bayramını gönülden kutluyorum ve nice bayramlara sağlık, huzur, mutluluk, birlik ve beraberlik içinde kavuşmamızı diliyorum.

Allah hepimizin ve özellikle Corona belasından bir an evvel kurtulmamız için aşı ve ilaç geliştirmeye çabalayan bilim insanlarının yardımcısı olsun inşallah.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
24 Mayıs 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | VİRÜSSÜZ BAYRAMLAR DİLİYORUM için yorumlar kapalı

BUGÜN BAYRAM ZENGİNİYİZ

BUGÜN BAYRAM ZENGİNİYİZ

Ne güzel, ne bereketli bir gün bugün…

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu ve mutlu olsun. Zaferlere giden tüm yollar, ilk adımla başlar ve 19 Mayıs 1919 bizim, Cumhuriyetle taçlanan Kurtuluş Savaşımızın ilk adımını attığımız tarihi bir gündür.

Ramazan-ı Şerifin her günü başka bir güzeldir ama “Bin aydan daha hayırlı” kabul edilen ve sema kapılarının açıldığı bu mübarek Kadir Gecesinde edeceğimiz tüm dua ve tövbeleri kabul etmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum, inşallah Corona illetinden de tez zamanda kurtuluruz.

Ve bu güzel gün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de 139. doğum günü, O, zaten hergün kalbimde yaşıyor, her daim yaşamaya devam edecek.

Bugün saatler (TSİ) 19:19’u gösterdiğinde, evde, yolda, fabrikada, tarlada, gurbette, her nerede olursanız olun, siz de tüm Türkiye ile birlikte İstiklal Marşımızı söyleyin ve bu güzel bayram gününe bir zenginlik de siz katın lütfen.

Kadir Geceniz mübarek, bayramlarınız kutlu olsun.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
19 Mayıs 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | BUGÜN BAYRAM ZENGİNİYİZ için yorumlar kapalı

BU VİDEO EZBERLERİNİZİ BOZACAK!

BU VİDEO EZBERLERİNİZİ BOZACAK!

Videoyu izlemeye başlamadan önce deriiiin bir nefes almanızı ve başka bir şey düşünmeden konsantre olmanızı tavsiye ederim.

Aylardır Corona ile ilgili okuduklarınızı, izlediklerinizi, dinlediklerinizi ve inandıklarınızı tekrar gözden geçireceğiniz, adeta ezber bozan bir video bu.

Videoda Dr. Judy Mikovits’in anlattıkları arasında etkilendiğim pek çok ayrıntı var ama listemin ilk sırasına, videonun sonlarında doktorların doktorlara verdikleri mesajı koydum.

İşte o video: www.facebook.com/Manolya.Hicran.Akkose/videos/10158549060750680/

Lütfen Ocak ayını hatırlayın; Türkiye, Corona felaketini yaşayan Çin’deki gelişmeleri “çekirdek çitleyerek” yani umursamadan izlerken, ben kaleme alıp paylaştığım 20’den fazla yazıda iki önemli uyarıda bulundum;

1- “Sağlık açısından gördüklerimiz henüz bir kartopu, çığ arkadan geliyor” dedim, keşke yanılan ben olsaydım ama tablo ortada… An itibariyle (13.05.2020, TSİ saat 18:15) Dünyanın 195 ülkesine yayılan Corona pandemisi kapsamında kayıtlara geçen toplam;
-vaka sayısı : 4.379.611
-can kaybı : 294.593
-iyileşenler : 1.624.284
Bu korkunç tabloya rağmen, videoyu izleyince, normalleşmeden sonraki beklentiler yüzünden benim tahminimden bile büyük bir çığın tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuzu gördüm.

2- “Ekonomi açısından yaşadığımız zorlukları, Coronanın sebep olduğu bir deprem olarak kabul edelim ama asıl hazırlanmamız gereken arkadan gelecek olan tsunamidir.” sözüm hala geçerli.
Size basit bir örnek vereyim; Ocak ayında Çin’de yaşanan felakete bakarak, “Corona sayesinde Türkiye’nin ihracatı artacak” diye beyanat veren Bakanlarımızı göreniniz olursa, sorun bakalım şu habere ne diyorlar;
-“Koronavirüs etkisinin kuvvetli bir şekilde hissedildiği Nisan ayında ihracatımız, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 41,38 gerileyerek 8,99 milyar dolar olarak gerçekleşti. İthalat ise yüzde 28,31 gerileyerek 12,96 milyar dolar oldu.”

Velhasılı zor günleri geride bıraktık, daha zor günler bizi bekliyor!

Allah yardımcımız olsun.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
13 Mayıs 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | BU VİDEO EZBERLERİNİZİ BOZACAK! için yorumlar kapalı

BUGÜN TAKVİMLERİN EN MÜŞFİK GÜNÜ “ANNELER GÜNÜ”


BUGÜN TAKVİMLERİN EN MÜŞFİK GÜNÜ “ANNELER GÜNÜ”

Başımızın tacı canım Annemin, gözümün nurları iki evladımın anası canım Eşimin, üç hayırlı evlat anası canım Kardeşimin, iki pırlanta torunumun anası canım Gelinimin, Şehit analarımızın, sizlerin ve tüm annelerin Anneler Günü’nü en kalbi duygularımla kutluyor, ellerinden hürmetle öpüyorum.

Anacığıma sağlıklı ve uzun bir ömür dilerken, Ayten Annemi, canım Sacide Teyzemi ve ebediyete intikal etmiş tüm anneleri ve bu vesileyle canım Babamı ve Mesut Babamı da rahmetle anıyorum, inşallah Onlarla Cennette kavuşmamız nasip olur.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
10 Mayıs 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | BUGÜN TAKVİMLERİN EN MÜŞFİK GÜNÜ “ANNELER GÜNÜ” için yorumlar kapalı

BRAVO ÖZBEK KARDEŞLERİMİZE!

BRAVO ÖZBEK KARDEŞLERİMİZE!

34 milyon nüfusu ile Orta Asya’nın en kalabalık ülkesi olan kardeş Özbekistan’daki ilk CoVıD-19 vakası 15 Mart’ta yani Türkiye’den 4 gün sonra görüldü. Ancak erken alınan sıkı tedbirler sayesinde pandemi süreci, bizden çok daha başarılı bir şekilde yönetiliyor.

Buyrun, 23 Nisan 2020 tarihi itibariyle Özbekistan’nın Corona pandemisi verilerine birlikte bakalım:
– Vaka sayısı : 1.716
– Vefat eden : 7
– İyileşen : 450

Özbekistan’ın ilk Corona virüs vakası 15 Mart’ta tespit edildi. Taşkent’teki bir özel hastanenin sahibi olan doktor bir hanımefendi, iş gezisi için gittiği Fransa’dan döndükten 4 gün sonra yüksek ateş ve öksürük nöbetleri başlayınca yapılan Corona testi pozitif çıktı.

Tedaviye olumlu cevap vererek hızla iyileşen bu ilk hasta şanslıydı, ancak hoş geldin demek için ziyaretine geldiğinde, bilmeden o lanet virüsü bulaştırdığı doktor arkadaşı ise, maalesef Özbekistan’ın ilk can kaybı olarak kayıtlara geçti.

Kendi kalabalık nüfusunun yanı sıra, komşu ülkeler Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Türkmenistan’la arasındaki onlarca kara ve demiryolu sınır kapısının yanı sıra, Taşkent ve diğer 12 Eyaletin uluslararası havaalanları sayesinde, her mevsimde yoğun bir yolcu trafiği yaşayan Özbekistan’ın Coronaya karşı yürüttüğü başarılı mücadele, pek çok ülke gibi, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü)’nün de takdirini kazandı.

Özellikle, son bir haftadır vaka sayısı adeta uçuşa geçen Rusya’nın Özbekistan’a gıpta ettiğini bir Özbek dostumdan duydum.

İlk vakadan hemen sonra uygulanmaya başlanan tedbirlerden bazıları şunlar:
-16 Mart tarihinden itibaren kademeli olarak, okullar tatil edildi, toplu taşıma durduruldu, özel araçla trafiğe çıkış yasaklandı, acil olmadıkça ve maskesiz sokağa çıkış yasaklandı.
-Taşkent dahil dört şehirde hastane inşaatına başlandı, yeni kurulan 3 hastane pandemi hastanesine dönüştürüldü.
-Haber kanalları ve sosyal ağlarda toplumu paniğe sürükleyecek sahte haberlerin yayınlanmasını engellemeye yönelik cezai müeyyideler yürürlüğe girdi.
-16 Mart’tan itibaren toplu şekilde ibadet engellendi, Cuma namazı ve vakit namazlarının evde kılınmasına yönelik fetva yayınlandı
-19 Mart’tan itibaren toplu taşıma araçları azaltılmaya başlatıldı ve 22 Mart’tan itibaren tamamen kaldırıldı.
-21 Mart’ta tüm eğlence yerleri, restaurantlar ve gıda dışı tüm pazarlar kapatıldı.
-23 Mart’tan itibaren, düğün aile kutlamaları, cenaze merasimleri gibi halka açık tüm etkinlikler durduruldu.
-Özbekistan’ın tüm sınır kapıları yaya ve araç trafiğine (uluslararası yük taşımacılığı ve yabancı ülke vatandaşlarının çıkışı hariç) kapatıldı,
-Taşkent’teki tüm kuruluşların ana faaliyetlerini etkilemeden çalışanların izne çıkarılması ve kalanların da uzaktan çalışması yönünde karar alındı.
-24 Mart itibariyle Taşkent tüm giriş çıkışlara kapatıldı.
-25 Mart’tan itibaren, maskesiz sokağa çıkış yasaklanmış ve para cezası öngörülmüştür, ayrıca halka açık yerlerde 3’ten fazla kişinin bir arada bulunması yasaklanmıştır.
-30 Mart’tan itibaren özel araç kullanımı yasaklanmış ve sadece özel izni bulunan araçların trafiğe çıkmasına müsaade edilmiştir.
-1 nisandan itibaren 65 yaş üzeri vatandaşlara sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.
-6 Nisan’da izolasyon kararı alındı, motorsiklet ve bisikletlerin kullanımı yasaklandı, mahalle pazarları ve alışveriş merkezlerinde bazı tedbirler alınması kaydıyla çalışmalarına izin verildi.

17 Nisan’da uygulanmaya başlayan kısıtlamalar:
-Yabancı vatandaşların vize süreleri 1 Haziran 2020 tarihine kadar otomatik olarak uzatıldı.
-Giyim, ev eşyaları, fideler, tohumlar gibi gıda dışı ürünlerin mobil mağazalar aracılığıyla, 2 metrelik sosyal mesafeyi korumak, sıhhi ve hijyenik şartları yerine getirmek koşuluyla çalışmasına izin verildi.
-Dağıtım hizmeti veren sürücüler koruyucu tulum, tıbbi eldiven ve maske kullanmalıdır.
-Özel hastanelere ve laboratuvarlara, 1 eylül 2020 tarihine kadar, koronavirüs enfeksiyonunun laboratuvar testi için ücretli tıbbi hizmetler sunma izni verilmiştir.
-Büyük marketler de dahil olmak üzere üretici pazarlarında, sosyal mesafeyi (2 metre) koruyan bir “zikzak” düzeni (borular, bantlar ve benzeri engeller aracılığıyla) kurulacaktır.
-Pazarların bütün girişlerinde “dezenfeksiyon tünelleri” ve “sıhhi direkler”, piyasa alanındaki karantina önlemlerinin gerekliliklerine uygunluğu sağlayacak dezenfeksiyon grupları oluşturulacaktır.

Epidemi Kapsamında Alınan Ekonomik ve Ticari Tedbirler
-Özbekistan Maliye Bakanlığı, enfeksiyonun yayılmasını kontrol etmek, düşük gelirli kişilere yönelik sosyal desteği genişletmek ve iş yerleri ve istihdama yönelik destek vermek için 1 milyar dolarlık krizle mücadele fonu açıkladı.
-İlaç ve tıbbi cihaz ithalatı kolaylaştırıldı, temel tüketim malları ithalatına vergi muafiyeti getirildi; et, süt ürünleri, un, yağ, şeker, kişisel bakım ve temizlik ürünleri gibi bazı temel ihtiyaç ürünlerinin gümrük ve tüketim vergilerine yıl sonuna kadar muafiyet getirildi.
-Bazı vergilere muafiyet, indirim ve erteleme sağlandı. Özbekistan Merkez Bankası’nca alınan kararlar ile ticari bankaların kredi yapılandırması kolaylaştırıldı.
– Karantina döneminde, yaşlılara ve engelli kişilere 18 çeşit temel gıda ve hijyen ürünü ücretsiz olarak sağlanacak.
-Karantina döneminde emeklilerin banka kartlarından komisyon tahsil edilmeyecektir.
-Ayrıca Devlet; çalışanları, emeklileri, üreticileri ve tüm ticari kuruluşları doğrudan etkileyen pek çok tedbir ve destek uygulamasını hayata geçirerek, Özbekistan vatandaşlarının Corona virüsten kaynaklanan kayıp ve sıkıntılarına katkı sağlamaya çalışmaktadır.

Başta, Dünyanın her yerinde olduğu gibi, insanlığın Coronaya karşı verdiği bu amansız savaşın gerçek kahramanları olan hekimler ve sağlık çalışanları olmak üzere, Özbekistan Devlet Başkanı sayın Şevket Mirziyoyev, Bakanlar ve tüm Eyalet Valilerinin (aynı zamanda Belediye Başkanı) koordineli bir şekilde yürüttükleri mücadele tabii ki çok önemli.

Ancak alınan tedbirlere ve uygulanan kısıtlamalara harfiyen uyarak, bu mücadeleye azami katkı sağlayan Vatandaşların bu başarı öyküsündeki paylarını da göz ardı edemeyiz.

İşte bu yüzden diyorum ki; “Bravo Özbek Kardeşlerimize!” İnşallah siz de, biz de, tüm insanlık da bu illetten tez zamanda kurtuluruz.

Coronadan ırak, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum.

Özbekistan’dan selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
23 Nisan 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | BRAVO ÖZBEK KARDEŞLERİMİZE! için yorumlar kapalı

23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN!

23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN!

Lütfen hatırlayın;

▪ Josef STALİN
Rusya’nın tek hâkimiydi. 2. Dünya Savaşı’ndan önce ve savaş esnasında milyonlarca Rus’u katletti. Ardından gelen Nikita Kuruşçev Stalin’in anıt mezarını yıktırıp, O’nu sıradan ölülerin gömüldüğü arka bahçeye nakletti. Mezarına giden yok, ismini duyan Rus başını çevirir.

▪ Winston CHURCHİLL
İngiltere’ye 2. Dünya Savaşı’nı kazandırdı. “Eşcinsel olduğunuzu iddia ediyorlar, ne diyeceksiniz? diyen muhabire, “İngiltere’yi k*ç*mla değil, aklımla yönetiyorum!” diyecek kadar kurnazdı. Savaştan sonra ilk seçimde kaybetti. Mezarını ziyaret eden yok.

▪ Franklin ROOSEVELT
ABD tarihinin en önemli üç başkanından birisi. “Düşmanlarımız top tüfek üretiyor, biz buzdolabı!” diyerek cumburlop Amerika’yı Dünya Savaşına soktu. Amerikan halkı savaşa katılmayı reddediyordu. New York’ta Hyde Park’a defnettiler. Her gün köpeğini gezdirip, patlamış mısır yiyen Amerikalılar geçiyor önünden. Bir Amerikalı’yı çevirin sorun, hatta fotoğrafını gösterin. “Eski Hollywood starı mı?” diye espri patlatabilir.

▪ Benito MUSSOLİNİ
İtalyan diktatörü.. İtalyan halkı O’na tapıyordu. İtalya’nın sonunu hazırladı. Bir avuç faşist dışında türbesine giden yok. Bir İtalyan’ı çevirin sorun. Adını duyunca, gözlerindeki nefreti fark edeceksiniz.

▪ Hitler’i hiç yazmıyorum! Adı bile yetiyor..

Adlarını saydığım liderler yirminci yüzyılın akışını değiştirip, yaşarken milyonları peşlerinden sürükleyen dünya liderleriydiler. Tarihin tozlu sayfalarında unutulup gittiler.

Dünya’da ölümünün üzeriden 82 yıl geçmesine rağmen, her geçen gün daha çok özlenen, -her yıl giderek artan- milyonlarca sevenini huzuruna getirebilen tek “lider” var;
▪ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Bu vesileyle;

Atam’ın aziz Milletimize ve sevgili çocuklarımıza armağanı olan 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımız ve de Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin açılışının 100. yılı kutlu ve mutlu olsun.

Sevgili Çocuklar, evet bugün sizin bayramınız ama bu Corona illeti yüzünden mutlaka evde kalmalısınız, hem kendi sağlığınız, hem de ailenizin sağlığı açısından çok önemli olan bu fedakarlığı sizi çok seven ailelerinize ve Milletimize çok görmeyin lütfen.

Coronadan ırak, sağlıklı ve huzurlu günler ve de mutluluk dolu nice bayramlar diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
23 Nisan 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | 23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN! için yorumlar kapalı

BU İMAMOĞLU DA ARTIK ÇOK OLUYOR!


BU İMAMOĞLU DA ARTIK ÇOK OLUYOR!

Salgın nedeniyle 65 yaş üzeri ve 20 yaş altı vatandaşlarımız zorunlu olarak, geri kalan Halkımızın da büyük çoğunluğu gönüllü karantina uygulaması nedeniyle evlerinde kaldığı için, “16 milyon İstanbullunun yaklaşık 12 milyonu sokağa çıkmıyor” gibi gereksiz (!) bir gerekçenin arkasına saklanıp Belediye otobüslerinin sefer sayılarını azaltarak, Coronayı Silivri’den Tuzla’ya kadar bulaştırdığı yetmemiş gibi, hatta Edirne’den Kars’a kadar yayıp 81 vilayetimizi hasta ettiği yetmezmiş gibi, şimdi de İETT’nin Karacaahmet – Bağdat güzergahında çalışan –1 (eksi 1) no.lu Belediye otobüslerini kullanarak bu lanet virüsü Irak’a da yaymayı hedeflemiş!

Bağdat’taki bir alışveriş merkezi inşaatında çalışan 59 işçi Ülkemize dönmek için otobüse binerken, “Biz maskesiz çıkmayız, pardon binmeyiz!” diye isyan (!) edince, yolcuların yüzlerindeki maskeleri kendi elleriyle, hunharca çekip alan İmamoğlu, bilinçli ve sorumluluk sahibi yolcuların; “biz sosyal mesafeyi korumak istiyoruz, otobüsün koltuk sayısının yarısından fazla binmeyiz!” şeklindeki haklı ve masum çığlıklarına da kulaklarını tıkayarak, tüm koltukları doldurmakla kalmayıp, ayakta yolcu bile almış!

Bu da yetmemiş, İstanbul’daki bir başka otobüs durağından Pazar sabahları saat 6:00’da binen yolcu istatistikleri, yıllardır 1 ile 5 arasında değiştiği halde, ne hikmetse (!) bir partinin gençlik kollarının değerli katkılarıyla iki hafta önce bir anda o durağa gelip, şoförün itirazlarına rağmen otobüse doluşan 47 seçkin yolcu ile çekilen ödüle namzet fotoğrafı kıskanmış gibi, alttaki muhteşem (!) fotoğrafı çekip sosyal medyada paylaşmış.

Üstüne bir de, yolunu yapmayarak (!) açılmasına engel olmaya çalıştığı İkitelli Şehir Hastanesi için; “Yol inşaatı, 2018 yılı Temmuz ayında yani AKP döneminde durduruldu. Yol inşaatını durduran bir önceki İBB yönetiminde, Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapan kişi, şu anki Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Adil Karaismailoğlu idi” demiş ve durumu madde madde açıklamış:

1. Hastanenin yol ihalesi 2015 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmıştır.
2. Yol yapım işi İBB tarafından üstlenilmiş ve bu amaçla aynı yıl İstanbul genelinde projesiz bir torba ihaleye çıkılmıştır.
3. İhalenin ardından, İBB Hastane ve çevresindeki yolları yapmaya başlamış ve bugüne kadar 580 milyon TL harcamıştır. Açılıştan haftalar önce çekilen bu görüntülerden de anlaşılacağı üzere, karayoluyla hastaneye ulaşmanın mümkün olduğu ortada. Yani 0’dan yapılmış bir yol yok eksikleri tamamlanmış bir yol var.
4. Peki hastanenin yol inşaatını kim durdurdu? İnşaat, 2018 yılı Temmuz ayında durduruldu. Yol inşaatını durduran bir önceki iBB yönetiminde, Genel Sekreter Yardımcısı olarak biri görev yapıyordu. O kişi şu anki Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Adil Karaismailoğlu idi.
5. Peki hastane yol inşaatı neden durduruldu? İnşaatı yapmakta olan müteahhit, Dolmabahçe – Ortaköy Karayolu Tüneli inşaatına yönlendirildi. Tünel inşaatı, hastane yolu inşaatına tercih edildi. 2018’de duran inşaata bir daha devam edilmedi.
6. Peki, yeni İBB yönetimi yol yapımına neden devam etmedi? Çünkü yolun ödeneği tünel inşaatına harcanmıştı. Bu kapsamda İBB bütçesinde yola ayrılacak pay kalmamıştı.
7. İBB hastane yolunun yapımı için girişimde bulundu mu? Evet bulundu. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talebiyle İstanbul Valiliği’nde 25 Aralık 2019 günü Vali Sayın Ali Yerlikaya başkanlığında toplantı yapıldı. İBB yolun kaynağının geçmiş dönemde harcandığını ve kaynak eksikliği nedeniyle devam edemeyeceğini belirtti. Valilik de, Ulaştırma Bakanlığı’nı devreye sokmak için çalışacağının altını çizdi. Valiliğimize bu girişim için teşekkür edildi.”

Evet, hakkatten bu İmamoğlu çok oluyor! ama umutsuz olmaya gerek yok.

Çünkü salgın yüzünden işe gidemedikleri için para kazanamayan ve açlıkla yüz yüze kalan İstanbullu hemşehrilerine, imkanları yettiğince bağışta bulunarak insani destek sağlayan, hali vakti yerinde diğer İstanbullulara kızıp, “paralel yardım yapmayın uleyn!” diyerek bağışları durduran sayın idarecilerimiz, üstüne bir de iki müfettiş gönderip bu ihanetin (!) hesabını İmamoğlu’ndan soracaklarmış!

Sorsunlar tabii! İnşallah tez zamanda soruşturma tamamlanır ve Taksim’in göbeğinde, “tek ayak üzerinde durma cezası” verirler de, İmamoğlu’nun aklı başına gelir!

Bu arada, “6 aylığına görevden alma”, hatta “kayyum atama” gibi demokratik (!) öneriler de duyuyoruz ama o zaman da aklıma şu Atasözü geliyor; “Aç tavuk, rüyasında kendini darı ambarında görürmüş!”

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
20 Nisan 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | BU İMAMOĞLU DA ARTIK ÇOK OLUYOR! için yorumlar kapalı

DIŞARI ÇIKMA DEMEYECEĞİM LAVİNİA, SADECE ÇIKMADAN ÖNCE BU YAZIYI OKU!

DIŞARI ÇIKMA DEMEYECEĞİM LAVİNİA,
SADECE ÇIKMADAN ÖNCE BU YAZIYI OKU!

Bu kahrolası Corona yüzünden eve tıkılıp kaldınız.

Yaşınız 20’nin altı veya üstü, hatta 65’in de üstü ve hepiniz çoook sıkıldınız değil mi?

Size samimi bir mesajım var…

“En genç dostum” diye takdiminden gurur duyduğum, Türk edebiyatının en kıymetli şairlerinden, rahmetli Özdemir Asaf, seçkin şiirlerinden biri olan “Lavinia”da demişki;
“Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.”

Ben de size diyorum ki;
“Dışarı çıkmayın demiyorum,
Ama lütfen çıkmayın.
Yine de çıkmak mı istiyorsunuz?
O zaman, çıkmadan önce aşağıdaki yazıyı mutlaka okuyun.”

Değerli doktor Saim Acar’ın şahsında, salgınla mücadelenin gerçek kahramanları olan tüm sağlıkçılarımıza, bir kez daha takdir, teşekkür, saygı ve sevgilerimi sunuyorum, Allah hepsinden razı olsun, bu illet virüse yakalanan hastalarımıza acil şifalar, vefat eden Vatandaşlarımıza da rahmet ihsan eylesin.

Coronadan ırak, sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
15 Nisan 2020, Taşkent

***

KORONA VİRÜSÜ HİÇ BÖYLE OKUMADINIZ

Korona virüs salgını, tüm dünyada hayatı olumsuz şekilde etkilemeye devam ederken Türkiye’de de virüs nedeniyle can kayıpları sürüyor. Ülkemizde 65 bin 111 kişi virüs ile mücadelesini sürdürürken, sağlıkçılar da virüs ile mücadele etmek için gece gündüz çalışıyor.

O sağlıkçılardan biri olan doktor Saim Acar, sosyal medya hesabından korona virüs ile ilgili dikkat çeken bir paylaşımda bulundu. Acar, vatandaşların evlerinde kalması gerektiğini şu sözlerle anlattı:

Baba yorgun. Baba patates.
Şu ana kadar maçı iyi götürdük.
Tabi ki kontrolümüz dışında gelişen angutluklar(!) için yapabileceğimiz pek bir şey de yoktu ne yazık ki.

Şimdi de ortalıkta bir gevşeklik var sanki.
Seni öldürmeyen, ailenden birisini öldürebilir.
Pis bir ölüm oluyor bilmiyorsun.
İyi takip edilmez, ihmal edilirse olası sonlardan birisini anlatayım sana istersen;

Lanet olasıca direkt akciğerlere saldırıyor, oraya yerleşiyor.
Bir süre sonra nefes alamamaya başlarsın.
Ve yoğun bakıma alınırsın.
Çünkü artık ciğerlerin, vücudunun ihtiyacı olan nefes alıp verme işini göremiyordur.
Orada solunum cihazına bağlarlar seni.
Bir müddet idare edersin o şekilde.

Akciğerlerindeki keyfi yerinde olan o lanet, o kadar mutlu ve verimlidir ki, sürekli çoğalırlar.
O kadar hızlı yayılmaya devam eder ki bir süre sonra nefes alabilmen için bağlandığın solunum cihazı da işe yaramaz olur.
Boğulur gibi olacağın için sağını solunu tutmaya, sarsmaya başlarsın.
Bu da yetmez ve solunum cihazını bile yakalamaya, sarsmaya başlarsın bir müddet sonra çaresizlikten.
Sadece nefes alabilmek için!

Bir sonraki adım ise kendine ve seni hayatta tutması için etrafında donatılmış tıbbi cihazlara, kablolara, hortumlara, ekranlara yalvarırcasına saldırırsın.
Ellerini, bacaklarını, seni bağlarlar yatağa. Çırpınmaman için!
Akabinde nefes alamadığın için boğularak ölürsün.

İstersen başına bir poşet geçir ve kapat.
Dayanabildiğin kadar dur öyle.
O zaman anlayacaksın ne demek istediğimi.

Hani kahraman gibi çıkıyorsun ya piyasaya insanların arasına.
Poşet olayını ve yatakta bir derin nefes alabilmek için sağa sola saldıran halini hayal et derim.
Kendini hayal edemiyorsan, anneni, babanı işte kim varsa…

Bulutsuzluk Özlemi’ mi sever misin?
-“Hiç bi kere hayat bayram olmadı ya da
Her nefes alışımız, bayramdı
Bir umuttu yaşatan insanı…”
Güzeldir çok, dinle bence.
Ama dışarıya çıkmadan.
Evde.
(Dr. Saim ACAR)

Yazılarım kategorisine gönderildi | DIŞARI ÇIKMA DEMEYECEĞİM LAVİNİA, SADECE ÇIKMADAN ÖNCE BU YAZIYI OKU! için yorumlar kapalı

BİR ÇUVAL İNCİRİ KURTARMAK, BERBAT ETMEKTEN DAHA KOLAYDI!

BİR ÇUVAL İNCİRİ KURTARMAK, BERBAT ETMEKTEN DAHA KOLAYDI!

Haftalardır “sokağa çıkma yasağına gerek yok!” diyen Bakan, dün gece aniden fikir değiştirip, saat 22:00’de “2 saat sonra yasak başlıyor!” deyince, olanlar oldu ve Coronaya karşı yürüttüğümüz hayati mücadele ağır bir darbe aldı…

Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım ve bir analiz yapalım.

48 saat sürecek yasağın uygulanacağı 30 Büyükşehir ve Zonguldak illerinde 83 milyonluk Türkiye’nin 64 milyonu, yani nüfusumuzun yüzde 77’si yaşıyor mu? Yaşıyor.

Bu insanlarımızın büyük çoğunluğu, Corona salgını ile mücadele kapsamında haftalardır süren karantina koşullarına uyum sağladılar mı? Sağladılar.

Bu illerimizde yaşayan 65 yaş üzeri ve 20 yaş altı grubuna giren yaklaşık 20 milyon Vatandaşımıza zaten sokağa çıkma yasağı uygulanıyor mu? Uygulanıyor.

Türk insanın beslenme alışkanlıkları içinde ekmek, su, bakliyat, yağ, et ve süt ürünlerinin vazgeçilmez ihtiyaç maddeleri olduğunu biliyor muyuz? Biliyoruz.

Bakliyat ve yağ dışındaki temel ihtiyaçları, özellikle de taze ekmeği günlük olarak satın alma kültürü bizim yaşam biçimimiz değil mi? Aynen öyle.

Peki, sokaktaki herkes bildiğine göre sır olmayan bu gerçekleri, İçişleri Bakanının bilmeme ihtimali var mı? Patagonya’nın Bakanı olmadığına göre, yok.

Demek ki neymiş? Aslında Devletin unu, şekeri ve yağı varmış, öyleyse niye helva yapmadı da, yani daha usturuplu bir duyuru yapmadı da, milyonlarca insanımızın, evindeki çoluk çocuğun aç kalacağı korkusuyla, virüs riskine rağmen marketlere, fırınlara koşmasına seyirci kaldı?

“Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” misali, bir de kabahati o insanlara yüklemeye çalışan, “AKP ne yaparsa doğrudur” saplantısına teslim olmuş, yasak başlamadan evinin ihtiyaçlarını temin etmekten başka bir amacı olmayan kendi Halkına sürü muamelesini reva görenler, şimdi de dün gece ettikleri haltın üstünü, çocukça kurgulamaya çalıştıkları komplo teorileriyle örtmeye çalışıyorlar.

Neymiş, marketlere koşanlar aslında ekmeğin değil, planlı bir kalkışmanın peşindeymiş. Mutfak penceresini açıp, ağaca tünemiş iki kargaya anlattım ama onlar bile gülmedi. Hadi ordan!

16 yıl Çin’de yaşamış ve Corona virüsü salgınını baştan beri takip edip, kaynağından edindiği bilgilere ve bilimsel verilere, gerçekçi görüş ve önerilerini de ekleyerek yaklaşık 20 yazı yayınlamış, bilinçli bir vatandaş olarak diyorum ki;

Hergün yüreğimizi daha çok kanatarak artan Corona vakalarına ve vefat sayılarına, dün gecenin korkunç bir katkısı olacaktır, keşke yanılsam.

Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntüler ışığında, 64 milyon vatandaşımzdan en az 1 milyonunun sokağa döküldüğü tahmin ediliyor.

Corona virüsü kapmamak için uygulanması gereken minimum 1,5 metrelik sosyal izolasyon mesafesini, bir an önce alışverişini yapıp evine dönebilmek için 1,5 santimetreye kadar düşüren ve böylece bulaş riskini tavana zıplatan insanlarımızı dehşetle izledim!

Onlardan sadece yüzde 5’i virüsü kapıp, evine ve ailesine taşıdıysa, bulaştıracaklarıyla birlikte minimum 50 bin insanımızın daha, yeni vakalar arasına katılacağı ciddi bir varsayımdır.

Eldeki istatistiklere göre toplam vaka sayısının yüzde 2’sinin ölümle sonuçlandığı göz önüne alındığında, en az bin vatandaşımızın daha hayatını kaybedeceği, binlercesinin de iyileşse bile hayatları boyunca ciğerlerindeki hasarla yaşamak zorunda kalacakları gerçeği ile karşı karşıyayız.

Hatırlatmak isterim, Çin’den hemen sonra Ocak ayında Coronanın en çok can aldığı ikinci ülke olan Güney Kore’de, kendi halinde bir kadının, bu lanet virüsü kaptığını bilmeden, her zaman gittiği kilisede katıldığı iki ayin sırasında temas ettiği 40 kişiye doğrudan bulaştırdığı, onlar vasıtasıyla da salgının 700 kişiye yayılmasına sebep olduğu tespit edilmişti.

Peki, dün gece o bir çuval inciri berbat etmeyip de, afiyetle yeseydik olmaz mıydı?

Beni tanıyanlarınız ve yazılarıma aşina olanlarınız bilir, “sadece sorunlardan şikayet edenler listesi”nde benim adımı göremezsiniz, çünkü ben çözüm önerimi de paylaşırım.

Ben olsaydım çok basit bir planlamayla bu talihsiz gecenin yaşanmasına engel olurdum.

Şöyle ki;

Cuma gecesi saat 22:00 yerine, Cumartesi sabaha karşı saat 04:00’te;
1- Tüm Ulusal radyo ve televizyon kanallarını kullanarak,
2- Yaklaşık 34.900.000 Turkcell, 25.700.000 Vodafone ve 22.300.000 TT Mobil abonesinin cep telefonlarına SMS göndererek,
3- Tüm camilerin ve belediyelerin hoparlörlerinden yayın yaparak,
ve mutlaka çok sakin bir ses tonuyla “Corona ile mücadele kapsamında sadece haftasonu geçerli olmak üzere sokağa çıkma yasağının başladığını, ancak ekmek, su ve ilaç ihtiyaçlarının mutlaka karşılanacağını, kesinlikle endişe ve paniğe gerek olmadığını, bu kararı sadece Halkın sağlığı için aldığımızı” açıklardım.

“Pazartesi sabahı saat 04:00’e kadar sürecek olan bu tedbirin başarıya ulaşabilmesi için izin verilecek görevlilerin haricindeki herkesin yasağa uymasını, uymayan vatandaşlara 1.000 TL nakit para cezası kesileceğini” de munis bir yüz ifadesiyle açıklamanın sonuna ilave ederdim.

Saat zaten 04:00 olmuş, ne açık bir market var, ne de fırın, üstelik dışarı çıkarsa sadece virüs kapma riskinin olmadığını, üstüne bir de bin lira ceza ödeyeceğini bilirse;
– kaç kişi sokağa fırlardı?
– kaç kişi Coronaya yakalanırdı?
– kaç kişi vefat ederdi?

Cevap, kocaman bir SIFIR!

Halkı korku ve paniğe sevkedecek söylem ve davranışlarda bulunmak Anayasal bir suçtur ve o suçluyu yakalamak da, İçişleri Bakanının asli görevidir.

Lakin dün gece Halkımıza panik yaşatan o Bakanın bizzat kendisidir ve daha acısı, ”eğer erken açıklasaydım marketlere daha çok insan giderdi” diyerek, bir de aklımızla alay etmiştir!

İnsanın hatasını kabul ederek “pardon” diyebilmesi, bir erdemdir.

Bu bağlamda, dün gece yüzbinlerce insanımızın canını tehlikeye atan o hayati hatanın müsebbibi olan İçişleri Bakanına daha çok yakışacak olan makam, istifa makamıdır!

Coronadan ırak, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
11 Nisan 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | BİR ÇUVAL İNCİRİ KURTARMAK, BERBAT ETMEKTEN DAHA KOLAYDI! için yorumlar kapalı

CORONA SALGININI “SÖYLENEREK” DEĞİL, ALINAN TEDBİRLERE HEP BİRLİKTE UYARAK YENEBİLİRİZ

CORONA SALGININI “SÖYLENEREK” DEĞİL, ALINAN TEDBİRLERE HEP BİRLİKTE UYARAK YENEBİLİRİZ

Dünyaya pençesini geçiren Corona salgını, Türkiye’mizin kapısını 115 ülkeden sonra çaldığı için çok şanslıyız.

Özellikle Çin’de, İran’da ve İtalya’da yapılan yanlışların, Halkının doğru bilgilenme hakkına tecavüz ederek tehlikeyi geç haber veren politikacıların ve cahil cesaretiyle Coronayı hafife alarak günlük yaşamlarına devam eden sorumluluk fukarası, bilinç yoksunu yığınların sebep olduğu hatalar zinciri sayesinde küresel ve tarihi bir felaket yaşanıyor.

An itibariyle (17 Mart 2020, 11:47 GMT) 162 ülkeye yayılan Corona virüsü, 47’si Türkiye’de, 10’u benim bulunduğum Özbekistan’da olmak üzere, 186.678 kişiyi enfekte etti, bunlardan 80.836 hasta iyileşme şansını yakaladı ama maalesef 7.471 hasta hayatını kaybetti.

Salgının önlenmesi ve hiçbir hastanın ölmemesi için, kendi canlarını tehlikeye atarak ve bu uğurda yüzlerce meslektaşını kurban vererek, günde ortalama 18 saat mesai yapmakta olan her ülkedeki doktorların, hemşirelerin ve tüm sağlık personelinin huzurunda hürmetle ve minnetle eğiliyorum, Corona savaşının tartışılmaz kahramanları onlardır.

Türkiye bu konuda da şanslı çünkü işini en iyi şekilde yapmaya çalışan Koronavirüs Bilim Kurulu’muzun yanı sıra, her zaman olduğu gibi yine insanüstü gayret ve özveri gösteren doktorlarımız, tüm sağlıkçılarımız ve de bu kahrolası salgınla mücadele için alınan tedbirlere sağduyulu yaklaşarak destek veren iktidar ve muhalefet partilerimiz var, katkı sağlayan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Bu savaşın hainleri ise, Corona virüsü ülkelerine giriş yaptığı halde vakaları geç duyurarak halkının hazırlıksız yakalanmasına sebep olan ve aldıkları yanlış kararlarla salgının daha hızlı yayılmasına imkan sağlayan ve üstüne üstlük hatalarını inkar yoluyla sorumluluktan kaçmaya çalışan basiretsiz siyasetçilerdir.

Bir siyasetçi ile bir yazar arasındaki en büyük fark şudur;

Siyasetçi, geçmişte söylediği yanlış bir söz yüzüne vurulunca hemen; “hayır, ben öyle demedim!” veya “sen yanlış hatırlıyorsun” ya da “yanlış anlamışsın!” diyerek kıvırmaya kalkışır.

Fakat benim gibi amatör bir yazarın bile böyle bir şansı yoktur, çünkü yazarların yazdıkları ilk günün tazeliğiyle arşivde duruyordur.

Bu yüzden “söz uçar, yazı kalır” deyimini çok severim ve sıkça kullanırım.

Corona virüsü konusunda da, sorumluluk bilinciyle hareket eden bir Türk işadamı olarak, 16 yıldır Çin’de edindiğim tecrübelerimin ışığında, sadece söyleyen ve “söylenen” çoğunluktan olmak yerine, yazarak paylaşan azınlıktan olmayı tercih ettim.

Salgının henüz sadece Çin’i tehdit ettiği günlerden başlayarak, virüsün ilk ortaya çıktığı kent olan ve maddi-manevi en büyük yıkıma uğrayan 11 milyon nüfuslu Wuhan’dan aldığım doğru bilgiler ışığında konuyu takip etmeye başladım.

Basında ve sosyal medyada had safhaya ulaşan bilgi kirliğine baktıkça, sorumluluk bilincimin de baskısıyla, düşüncelerimi sadece kendi çevremdekilere anlatmamın yeterli olmayacağına kanaat getirdim ve yazmaya başladım.

Türkiye aşığı, Muğla sevdalısı ve doğduğu topraklara borcunu ödemeyi vazife edinen, amatör bir Muğlalı yazar olarak, geride kalan iki ayda, edindiğim doğru bilgileri, kendi tespitlerim, naçizane yorum ve önerilerimle harmanlayarak 15 yazı kaleme almışım, okumak isteyenler için linklerini aşağıya kopyalıyorum;

22 Ocak 2020 – (İlk 5 yazım bir arada) CORONA VİRÜSÜ HIZLA YAYILIYOR, ÇİN’DE ÖLÜ SAYISI ARTIYOR…: http://harclik.net/?p=1889

30 Ocak 2020 – BEN GURURLANMAYAYIM DA, KİM GURURLANSIN?: http://harclik.net/?p=1892

11 Şubat 2020 – CORONA VİRÜSÜ SALGINIYLA İLGİLİ İKİ ÖNEMLİ GELİŞME: http://harclik.net/?p=1904

14 Şubat 2020 – SALGIN HABERLERİNE BAKMAK VE GÖRMEK FARKLIDIR: http://harclik.net/?p=1911

19 Şubat 2020 – DAHA NE BEKLİYORSUNUZ SAYIN BAKAN, CORONA VİRÜSÜNÜN “BEN GELDİM” DEMESİNİ Mİ?: http://harclik.net/?p=1921

22 Şubat 2020 – CORONA VİRÜSÜNE ARTIK ÇİN YETMİYOR, ÇİN DIŞINDA DA KOŞMAYA BAŞLADI!: http://harclik.net/?p=1926

9 Mart 2020 – CORONA VİRÜSÜ ÜLKE SINIRI, KITA, OKYANUS TANIMIYOR: http://harclik.net/?p=1949

11 Mart 2020 – GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYEM: http://harclik.net/?p=1954

13 Mart 2020 – CORONA’YA RAĞMEN, BARDAĞIN DOLU KISMINDAN BAKMAYA VE GÖSTERMEYE DEVAM: http://harclik.net/?p=1956

17 Mart 2020 – LÜTFEN EVDE KALIN: http://harclik.net/?p=1966

17 Mart 2020 – CORONAYI SÖYLENEREK DEĞİL, ALINAN TEDBİRLERE HEP BİRLİKTE UYARSAK YENEBİLİRİZ: http://harclik.net/?p=1991

Keşke yüce Allahım bir mucize bahşetse de hasta sayımız 47’yi aşmadan biz bu illetten kurtulabilsek, ancak ne yazık ki, hasta sayımızın artacağını ve maalesef Ülkemizde de can kayıplarına şahit olacağımızı tahmin etmek için müneccim olmak gerekmiyor (inşallah yanılan ben olurum).

İşte bu acı gerçeği göz önüne alarak, Koronavirüs Bilim Kurulu’nun açıkladığı tedbirlere mutlaka uymamız, ailemizi ve çevremizi uyarmamız ve de uymamakta ısrarcı olarak hepimizin sağlığını tehlikeye atan kişi ve kuruluşları tereddüt etmeden şikayet etmemiz elzemdir.

Eğer bunları yapmaz ve sırtınızda taşıdığınız Vatandaşlık sorumluluğunun gereğini yerine getirmezseniz, artan hasta sayısını her duyduğunuzda vicdan azabı çeker, ölenlerin vebalini yüreğinizde hissedersiniz.

Unutmayın ki, güzel Ülkemizin Corona virüsü ile girdiği bu savaştan muzaffer çıkabilmesi kadın, erkek, yaşlı, genç ve çocuk ayrımı olmaksızın hepimizin kurallara ve tedbirlere uymamız şart!

Lütfen bu tarihi mücadelede örnek birer Türk Vatandaşı olduğunuzu gösterin ve çok mecbur kalmadıkça evinizden çıkmayın, inanın size en çok bu yakışacaktır.

Coronadan ırak, sağlıklı günler dilerim, Allah aziz Milletimizin ve tüm insanlığın yardımcısı olsun.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
17 Mart 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | CORONA SALGININI “SÖYLENEREK” DEĞİL, ALINAN TEDBİRLERE HEP BİRLİKTE UYARAK YENEBİLİRİZ için yorumlar kapalı