LÜTFEN EVDE KALIN


LÜTFEN EVDE KALIN

Milletimizin Corona virüsü salgınına karşı verdiği bu amansız mücadeleyi kazanabilmesi için, önce kendi evimizin önünü süpürerek ailemize ve çevremize örnek olmamız gerekiyor.

Ailenize olan sevginin,
kendinize duyduğunuz saygının,
dostlarınıza ve çevrenize verdiğiniz değerin,
Milletimize olan bağlılığın ve sorumluluğun gereğini yapın
ve
LÜTFEN EVDE KALIN…

Ayrıca, vaka sayısının artması moralinizi bozmasın, eğer alınan tedbirlerin uygulanmasına elbirliğiyle katkı sağlarsak, salgının daha fazla yayılmadan önlenmesi mümkün olacaktır.

Coronadan ırak, sağlıklı günler diliyorum.

Zafer KARADAĞ
17 Mart 2020, Taşkent

***

İŞYERİNİZİ NASIL COVID-19’A HAZIR HALE GETİREBİLİRSİNİZ

(3 Mart 2020 tarihli Dünya Sağlık Örgütü duyurusundan seçerek çevrilmiştir)

COVID-19 nasıl yayılır?
COVID-19’a yakalanan bir kişi öksürdüğünde ve soluk verdiğinde enfekte (virüslü) sıvı damlacıkları yayar. Bu damlacıkların çoğu etraftaki desk, masa veya telefon gibi yüzey ve nesnelerin üzerine düşer. Diğer insanlar bu şekilde kontamine olmuş yüzeylere veya nesnelere elleriyle dokunup ardından da göz, burun veya ağızlarına ellerini götürerek COVID-19’a yakalanabilirler. COVID-19’lu bir kişiye bir metreden daha yakın mesafede durmaları halinde onların öksürükleri veya nefesleriyle saçılan damlacıkları soluyarak da hastalığa yakalanabilirler. Diğer bir deyişe, COVID-19, gribe benzer bir şekilde yayılır. COVID-19’la enfekte olan kişilerin çoğu hafif belirtiler gösterir ve iyileşir. Ancak bazıları hastalığı daha ağır geçirir ve hastaneye yatması gerekebilir.

İşyerinde COVID-19 yayılmasını önlemek için basit önlemler
İşverenler, henüz içinde bulundukları topluma COVID-19 ulaşmadıysa dahi bu önlemleri almaya başlamalıdır:

İşyerinin temiz ve hijyenik olmasını sağlayın
Yüzeyler (örneğin deskler, tezgahlar ve masalar) ve nesneler (telefonlar, bilgisayar klavyeleri) dezenfektanlarla düzenli olarak silinmelidir. Neden? Çünkü çalışanların ve hizmeti alanların kontamine yüzeylere dokunması, COVID-19’un temel yayılma yollarından biridir.
Çalışanlar ve hizmeti alanların düzenli ve kapsamlı biçimde el yıkamasını sağlayın/ destekleyin.
İşyerinde görünür yerlere el temizleyicileri yerleştirin. Bunların düzenli olarak doldurulmasını sağlayın.
El yıkamaya teşvik eden afişler asın.
Bunları diğer iletişim önlemleriyle birleştirin: iş sağlığı ve güvenliği çalışanlarının rehberliği, toplantılarda bilgilendirmeler ve intranet üzerinden el yıkamayı teşvik edici bilgiler.
Çalışanların ve hizmeti alanların ellerini su ve sabunla yıkayabilecekleri yerlere erişimlerinin olmasını sağlayın. Neden? Çünkü el yıkamak ellerdeki virüsü öldürür ve COVID-19’un yayılmasını önler.
İşyerinde iyi solunum hijyeni sağlayın
Solunum hijyenini teşvik eden afişler asın. Bunları diğer iletişim önlemleriyle birleştirin: iş sağlığı ve güvenliği çalışanlarının rehberliği, toplantılarda bilgilendirmeler ve intranet üzerinden el yıkamayı teşvik edici bilgiler
Burnu akan veya öksürenler için işyerinde normal cerrahi maske ve/veya kağıt mendil bulunmasını sağlayın, ayrıca bunların atılması için kapaklı çöp kovalarının olmasını sağlayın. Neden? İyi solunum hijyeni COVID-19’un yayılmasını önler.
Seyahat önlemlerine uyulmasını sağlayın
Çalışanlarınıza ve hizmeti alanlara, eğer toplumunuzda COVID-19 yayılmaya başladıysa, hafif öksürük veya hafif ateşlerinin olması halinde evlerinde kalmaları gerektiği konusunda bilgilendirin. Enfeksiyon belirtilerini baskılayabilecek basit ilaçlardan (parasetamol, ibuprofen, vb.) kullanmaları halinde de evde kalmalıdırlar (veya evden çalışmalıdırlar).
COVID-19’a ait hafif belirtiler gösteren olguların evde kalmaları gerektiği mesajını iletmeye ve teşvik etmeye devam edin.
İşyerinize bu mesajı içeren afişler asın. Bu mesajı işyerinizdeki diğer iletişim kanallarıyla kombine edin.
İşverenle bu sürenin hastalık izninden sayılacağı konusunu netleştirin.

Toplantı ve etkinlik düzenlerken COVID-19 riskini yönetme
İşverenler ve organizatörler neden COVID-19’u göz önünde bulundurmalıdır?
Toplantı ve etkinlik düzenleyenler potansiyel COVID-19 riskini göz önünde bulundurmalıdır çünkü: Toplantınıza veya etkinliğinize katılanların bilmeyerek COVID-19’u toplantıya getirme riski bulunmaktadır. Diğerleri de bilmeden COVID-19’a maruz kalabilirler.
COVID-19 birçok kişi için hafif bir hastalık olsa da, bazılarını ağır hasta edebilir. COVID-19’a yakalanan yaklaşık her 5 kişiden birinin hastanede tedavi edilmesi gerekmektedir.

COVID-19 riskini önlemek veya azaltmak için anahtar noktalar
Toplantı veya etkinlik ÖNCESİNDE
Toplantıyı düzenlediğiniz toplumdaki otoritelerin önerilerini kontrol edin ve dikkate alın.
Toplantı veya etkinliğinizde enfeksiyonu önlemek için bir hazırlık planı oluşturun.
Yüzyüze bir toplantı veya etkinliğin gerekliliğini gözden geçirin. Yerine bir telekonferans veya çevrimiçi etkinlikle yapılabilir mi?
Toplantı, daha az kişinin katılmasını sağlayacak şekilde küçültülebilir mi?
Halk sağlığı ve sağlık otoritesiyle ile ilgili bilgi ve iletişim kanallarını önceden kontrol ediniz ve doğrulayınız.
Önceden tüm katılımcılara yetecek miktarda mendil ve el temizleyicisi de dahil olmak üzere malzeme ve ekipman temin ediniz. Solunumsal belirtisi ortaya çıkan bir kişi olursa ona sunabilecek cerrahi maske bulundurunuz.
COVID-19’un dolaşımda olduğu yerleri aktif olarak izleyin. Katılımcıları herhangi bir belirtileri varsa veya iyi hissetmiyorlarsa katılmamaları gerektiğine dair bilgilendiriniz.
Etkinlikteki tüm katılımcıların, düzenleyicilerin, ikram sunanların ve ziyaretçilerin iletişim bilgilerini temin ediniz: cep telefonu numarası, e-posta adresleri ve kaldıkları yer. Herhangi bir katılımcı bulaşıcı hastalığa yakalanırsa bu bilgilerin yerel sağlık otoritesine teslim edileceğini açıkça belirtin. Eğer bunu kabul etmiyorlarsa toplantıya veya etkinliğe katılamazlar.

Toplantı sırasında bir kişinin COVID-19 belirtileriyle (kuru öksürük, ateş, halsizlik) hastalanması halinde bir yanıt planı geliştirin ve üzerinde uzlaşın. Bu plan en azından şunları içermelidir:
Kendini iyi hissetmeyen veya belirtileri olan kişinin güvenle izole edilebileceği bir oda veya alan belirleyin.
Oradan güvenle bir sağlık kuruluşuna transferiyle ilgili bir planınız olsun.
Eğer bir katılımcı, personel veya hizmet sunucu toplantı sırasında veya hemen sonrasında COVID-19 için test pozitif çıkarsa neler yapacağınızı bilmeniz.
Sağlık hizmeti aldığınız kurumla bu plan konusunda önceden anlaşmanız.

Toplantı veya etkinlik SIRASINDA
Tercihen hem sözlü hem yazılı olarak COVID-19 ile ilgili ve düzenleyenlerin almakta olduğu önlemlerle ilgili bilgilendirin.
Güven oluşturun. Örneğin, ısınma tekniği olarak birbirine dokunmadan selamlaşmanın yollarının pratiğini yapın.
Toplantı veya etkinlikte katılımcıların ellerini düzenli olarak yıkaması veya alkol bazlı temizleyicilerle temizlemesi için teşvik edin.
Katılımcılar öksürdüğünde veya hapşırdığında dirsekleriyle veya bir mendille yüzlerini kapatmaları için katılımcıları teşvik edin.
Katılımcıların ulaşabilecekleri bir iletişim bilgisi veya 112’nin numarasını verin.
Toplantı mekânında alkol bazlı el temizleyicilerinin yerlerini gösterin.
Yer varsa katılımcıların birbirlerinden birer metre ötede oturacakları şekilde sandalyeleri yerleştirin.
Ortamın iyi havalandırılmasını sağlamak için pencereleri ve kapıları mümkün oldukça açık tutun.
Bir kişi kendini iyi hissetmezse, hazırlık planınızı uygulayın veya 112’yi arayın.
Bölgenizdeki duruma bağlı olarak veya katılımcının yakın tarihli seyahat öyküsüne dayanarak, katılımcıyı izolasyon odasına yerleştirin. Kişiye bir maske verin ki evine veya değerlendirileceği merkeze güvenle gidebilsin.
Bütün katılımcılara ortamdaki önlemlerle ilgili işbirlikleri için teşekkür edin.

Toplantı SONRASINDA
Tüm katılımcıların isim ve iletişim bilgilerini en az bir ay süreyle saklayın. Bir veya birkaç katılımcı etkinlikten kısa süre sonra hastalanırsa bu sayede halk sağlığı otoriteleri maruz kalan kişilerle ilgili izlem yapabilecektir.
Eğer toplantı/etkinlik sırasında bir kişi COVID-19 kuşkusuyla izole edilirse, toplantıyı düzenleyen, tüm katılımcıları bu konuda bilgilendirmelidir. Kendilerini 14 gün boyunca belirtiler açısından takibetmeleri ve günde iki kez ateş ölçümü yapmaları önerilmelidir.
Eğer hafif bir öksürük veya hafif bir ateş (37.3 C ve daha fazla) ortaya çıksa bile evde kalmalı ve kendilerini izole etmelidirler. Bu, aile bireyleri dahil diğer kişilere 1 metreden daha yakın durmaktan kaçınmayı kapsamaktadır. Ayrıca kendi sağlık hizmet kuruluşlarını veya yerel halk sağlığı birimini arayıp yakın tarihteki seyahat ve belirtileriyle ilgili ayrıntıları bildirmelidirler.
Bütün katılımcılara ortamdaki önlemlerle ilgili işbirlikleri için teşekkür edin.

Çalışanlardan biri seyahatten dönünce:
COVID-19’un yayılmakta olduğu bir bölgeden dönen çalışanlar kendilerini 14 gün boyunca belirtiler açısından izlemeleri ve günde iki kez ateşlerini ölçmelidir. Eğer hafif bir öksürük veya hafif bir ateş (37.3 C ve daha fazla) ortaya çıksa bile evde kalmalı ve kendilerini izole etmelidirler. Bu, aile bireyleri dahil diğer kişilere 1 metreden daha yakın durmaktan kaçınmayı kapsamaktadır. Ayrıca kendi sağlık hizmet kuruluşlarını veya yerel halk sağlığı birimini arayıp yakın tarihteki seyahat ve belirtileriyle ilgili ayrıntıları bildirmelidirler.

Unutmayın: Şimdi COVID-19’a hazırlanma zamanı. Basit önlemler ve planlama, büyük değişiklik yaratabilir. Şimdi eyleme geçmeniz çalışanlarınızı ve işinizi koruyacaktır.

Kaynak: www.who.int/docs/default-source/coronaviruse/getting-workplace-ready-for-covid-19.pdf?sfvrsn=359a81e7_6

3 March 2020
Getting your workplace ready for COVID-19

In January 2020 the World Health Organization (WHO) declared the outbreak of a new coronavirus disease in Hubei Province, China to be a Public Health Emergency of International Concern. WHO stated there is a high risk of the 2019 coronavirus disease (COVID-19) spreading to other countries around the world.

WHO and public health authorities around the world are taking action tocontain the COVID-19 outbreak. However, long term success cannot be taken for granted. All sections of our society –including businesses and employers –must play a role if we are to stop the spread of this disease.

How COVID-19 spreads
When someone who has COVID-19 coughs or exhales they release droplets of infected fluid. Most of these droplets fall on nearby surfaces and objects -such as desks, tables or telephones. People could catch COVID-19 by touching contaminated surfaces or objects –and then touching their eyes, nose or mouth. If they are standing within one meterof a person with COVID-19 they can catch it by breathing in droplets coughed out or exhaled by them. In other words, COVID-19 spreads in a similar way to flu. Most persons infected with COVID-19 experience mild symptoms and recover. However, some go on to experience more serious illness and may require hospital care. Risk of serious illness rises with age: people over 40 seem to be more vulnerable than those under 40. People with weakened immune systems and people with conditions such as diabetes, heart and lung disease are also more vulnerable to serious illness.

This document gives advice on:
1.Simple ways to prevent the spread of COVID-19 in your workplace
2.How to manage COVID-19 risks when organizing meetings &events
3.Things to consider when you and your employees travel
4.Getting your workplace ready in case COVID-19 arrives in your community

1.Simple ways to prevent the spread of COVID-19 in your workplace
The low-cost measures below will help prevent the spread of infections in your workplace, such as colds, flu and stomach bugs, and protect your customers, contractors and employees.
Employers should start doing these things now, even if COVID-19 has not arrived in the communities where they operate.They can already reduce working days lost due to illness and stop or slow the spread of COVID-19 if it arrives at one of your workplaces.

•Make sure your workplaces are clean and hygienic
oSurfaces (e.g. desks and tables) and objects (e.g. telephones, keyboards) need to be wiped with disinfectant regularly
oWhy? Because contamination on surfaces touched by employees and customers is one of the main ways that COVID-19 spreads

•Promote regular and thorough hand-washing by employees, contractors and customers
oPut sanitizing hand rub dispensers in prominent places around the workplace. Make sure these dispensers are regularly refilled
oDisplay posters promoting hand-washing –ask your local public health authority for these or look on www.WHO.int
oCombine this with other communication measures such as offering guidance from occupational health and safety officers, briefings at meetings and information on the intranet to promote hand-washing
oMake sure that staff, contractors and customers have access to places where they can wash their hands with soap and water
oWhy? Because washing kills the virus on your hands and prevents the spread of COVID-19

•Promote good respiratory hygiene in the workplace
oDisplay posters promoting respiratory hygiene. Combine this with other communication measures such as offering guidance from occupational health and safety officers, briefing at meetings and information on the intranet etc.
oEnsure that face masks1and / or paper tissues are available at your workplaces, for those who develop a runny nose or cough at work, along with closed bins for hygienically disposing of them. (Ordinary surgical face masks rather than N95 face masks)
oWhy? Because good respiratory hygiene prevents the spread of COVID-19

•Advise employees and contractors to consult national travel advice before going on business trips.

•Brief your employees, contractors and customers that if COVID-19 starts spreading in your community anyone with even a mild cough orlow-gradefever (37.3 C or more)needs to stay at home. They should also stay home (or work from home) if they have had to take simple medications, such as paracetamol/acetaminophen, ibuprofen or aspirin, which may mask symptoms of infection
oKeep communicating and promoting the message that peopleneed to stay at home even if they have just mild symptoms of COVID-19.
oDisplay posters with this message in your workplaces. Combine this with other communication channels commonly used in your organization or business.
oYour occupational health services, local public health authority or other partners may have developed campaign materials to promote this message
oMake clear to employees that they will be able to count this time off as sick leave.

2.How to manage COVID-19 risk when organizing meetings & events

Why do employers and organizers need to think about COVID-19?

Organizers of meetings and events needto think about the potential risk from COVID-19 because:
•There is a risk that people attending your meeting or event might be unwittingly bringing the COVID-19 virus to the meeting. Others might be unknowingly exposed to COVID-19.

•While COVID-19 is a milddisease for most people, it can make some very ill. Around 1 in every 5 people who catch COVID-19 needs hospital treatment.

Key considerations to prevent or reduce COVID-19 risks

BEFORE the meeting or event
•Check the advice from the authorities in the community where you plan to hold the meeting or event. Follow their advice.
•Develop and agree a preparedness plan to prevent infection at your meeting or event.
oConsider whether a face-to-face meeting or event is needed. Could it be replaced by a teleconference or online event?
oCould the meeting or event be scaled down so that fewer people attend?
oEnsure and verify information and communication channels in advance with key partners such as public health and health care authorities.
oPre-order sufficient supplies and materials, including tissues and hand sanitizer for all participants. Have surgical masks available to offer anyone who develops respiratory symptoms.
oActively monitor where COVID-19 is circulating. Advise participants in advance that if they have any symptoms or feel unwell, they should not attend.
oMake sure all organizers, participants, caterers and visitors at the event provide contact details: mobile telephone number, email and address where they are staying. State clearly that their details will be shared with local public health authorities if any participant becomes ill with a suspected infectious disease. If they will not agree to this they cannot attend the event or meeting.

•Develop and agree a response plan in case someone at the meeting becomes ill with symptoms of COVID-19 (dry cough, fever, malaise). This plan should include at least:
oIdentify a room or area where someone who is feeling unwell or has symptoms can be safely isolated
oHave a plan for how they can be safely transferred from there to a health facility.
oKnow what to do if a meeting participant, staff memberor service provider tests positive for COVID-19during or just after the meeting
oAgree the plan in advance with your partnerhealthcare provider or health department.

DURING the meeting orevent
•Provide informationor a briefing, preferably both orally and in writing, on COVID-19 and the measures that organizers are taking to make this event safe for participants.
oBuild trust. For example, as an icebreaker, practice ways to say hello without touching.
oEncourage regular hand-washing or use of an alcohol rub by all participants at the meeting or event
oEncourage participants to cover their face with the bend of their elbow or a tissue if they cough or sneeze. Supply tissues and closed bins to dispose of them in.
oProvide contact details or a health hotline number that participants can call for advice or to give information.

•Display dispensers of alcohol-based hand rub prominently around the venue.

•If there is space, arrange seats so that participants are at least one meter apart.

•Open windows and doors whenever possible to make sure the venue is well ventilated.•If anyone who starts to feel unwell, follow your preparedness plan or call your hotline.
oDepending on the situation in your area, or recent travel of the participant, place the person in the isolation room. Offer the person a mask so they can get home safely, if appropriate, or to a designated assessment facility.

•Thank all participants for their cooperation with the provisions in place.

AFTER the meeting
1.Retain the names and contact details of all participants for at least one month. This will help public health authorities trace people who may have been exposed to COVID-19 if one or more participants become ill shortly after the event.
2.If someone at the meeting or event was isolated as a suspected COVID-19 case, the organizer should let all participants know this. They should be advised to monitor themselves for symptoms for 14 days and take their temperature twice a day.
3.If they develop even a mild cough or low-grade fever (i.e. a temperature of 37.3 C or more) they should stay at home and self-isolate. This means avoiding close contact (1 meter or nearer) with other people, including family members. They should also telephone their healthcare provider or the local public health department, giving them details of their recent travel and symptoms.
4.Thank all the participants for their cooperation with the provisions in place.

3.Things to consider when you and your employees travel

•Before traveling
oMake sure your organization and its employees have the latest information on areas where COVID-19 is spreading. You can find this at www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019/situation-reports
oBased on the latest information, your organization should assess the benefits and risks related to upcoming travel plans.
oAvoid sending employees who may be at higher risk of serious illness (e.g. older employees and those withmedical conditionssuch as diabetes, heart and lung disease) to areas where COVID-19 is spreading.
oMake sure all persons travelling to locations reporting COVID-19 are briefed by a qualified professional (e.g. staff healthservices, health care provider or local public health partner)oConsider issuing employees who are about to travel with small bottles (under 100 CL) of alcohol-based hand rub. This can facilitate regular hand-washing.

•While traveling:
oEncourage employeesto wash their hands regularly and stay at least one meter away from people who are coughing or sneezing
oEnsure employees know what to do and who to contact if they feel ill while traveling.
oEnsure that your employees comply with instructions from local authorities where they are traveling. If, for example, they are told by local authorities not to go somewhere they should comply with this. Your employees should comply with any local restrictions on travel, movement or large gatherings.

•When youor your employees return from traveling:
oEmployees who have returned from an area where COVID-19 is spreading should monitor themselves for symptoms for 14 days and take their temperature twice a day.
oIf they develop even a mild cough or low grade fever (i.e. a temperature of 37.3 C or more) they should stay at home and self-isolate. Thismeans avoiding close contact (onemeter or nearer) with other people, including family members. They should also telephone their healthcare provider or the local public health department, giving them details of their recent travel and symptoms.

4.Getting your workplace ready in case COVID-19 arrives in your community

•Develop a plan of what to do if someone becomes ill with suspected COVID-19 at one of your workplaces
oThe plan should cover putting the ill person in a room or area where they are isolated from others in the workplace, limiting the number of people who have contact with the sick person and contacting the local health authorities.
oConsider how to identify persons who may be at risk, and support them, without inviting stigma and discrimination into your workplace. This could include persons who have recently travelled to an area reporting cases, or other personnel who have conditions that put them at higher risk of serious illness (e.g. diabetes, heart and lung disease, older age).
oTell your local public health authority you are developing the plan and seek their input.

•Promote regular teleworking across your organization. If there is an outbreak of COVID-19 in your community the health authorities may advise people to avoid public transport and crowded places. Teleworking will help your business keep operating while your employees stay safe.

•Develop a contingency and business continuity plan for an outbreak in the communities where your business operates
oThe plan will help prepare your organization for the possibility of an outbreak of COVID-19 in its workplaces or community. It may also be valid for other health emergencies
oThe plan should address how to keep your business running even if a significant number of employees, contractors and suppliers cannot come to your place of business -either due to local restrictions on travel or because they are ill.
oCommunicate to your employees and contractors about the plan and make sure they are aware of what they need to do –or not do –under the plan. Emphasize key points such as the importance of staying away from work even if they have only mild symptoms or have had to take simple medications (e.g. paracetamol, ibuprofen) which may mask the symptoms
oBe sure your plan addresses the mental health and social consequences of a case of COVID-19 in the workplace or in the community and offer information and support.
oFor small and medium-sized businesses without in-house staff health and welfare support, develop partnerships and plans with your local health and social service providers in advance of any emergency.
oYour local or national public health authority may be able to offer support and guidance in developing your plan.

Remember: Now is the time to prepare for COVID-19. Simple precautions and planning can make a big difference. Action now will help protect your employees and your business.

How to stay informed: Find the latest information from WHO on where COVID-19 is spreading: www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019/situation-reports

Advice and guidance from WHO on COVID-19
www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019
www.epi-win.com

Yazılarım kategorisine gönderildi | LÜTFEN EVDE KALIN için yorumlar kapalı

CORONA’YA RAĞMEN, BARDAĞIN DOLU KISMINDAN BAKMAYA VE GÖSTERMEYE DEVAM

CORONA’YA RAĞMEN, BARDAĞIN DOLU KISMINDAN BAKMAYA VE GÖSTERMEYE DEVAM

YÖK Başkanı Türkiye’nin 81 vilayetine yayılmış 207 üniversitenin rektörlerine birer yazı gönderip, Corona virüs salgınına ilişkin tedbirleri görüşmek üzere, aynı gün saat 18:00’de Ankara’da yapacağı acil toplantıya çağırdı.

Ülkemizdeki gündem bu salgının yayılma riski çevresinde oluştuğu için, tabiiki konu çok önemli ve acil, tüm okullardaki öğrenciler de bizim canımız ve geleceğimiz.

Ancak keşke bu toplantı internet üzerinden yani online yapılsaydı, o zaman yakın ve uzak şehirlerde bulunan tüm rektörler daha zinde katılacağı için, hem toplantı daha verimli olurdu, hem de ciddi bir zaman ve kaynak israfının önüne geçilirdi.

Bu konuyla ilgili yaşadığım güncel bir örneği paylaşmak istiyorum.

Özbekistan Devlet Başkanı ve Hükümetteki tüm Bakanlar, ayda iki kere Ülkedeki 14 eyaletin Valileri ile online toplantı yapıyorlar.

Danışmanlık yaptığım için, o toplantılardan birine ben de katıldım.

Canlı yayın sırasında büyük bir TV ekranı tüm eyaletleri kapsayacak şekilde bölünüyor, böylece herkes hem Başkanı, hem Bakanları, hem de diğer Valileri ve heyetleri görebiliyor.

Kurmayları da yanında hazır bulunan Valiler, Başkanın ve Bakanların sorularına anında cevaplar vererek, bu interaktif toplantının çok verimli geçmesini sağlıyorlar.

Ayrıca, bu yöntem sayesinde Valiler yüzlerce kilometre uzaktan Başkente gelmek yerine kendi eyaletlerinde kalarak, hem diğer çalışmalarını aksatmıyor, hem yol yorgunluğu çekmiyor, hem de önemli bir zaman ve kaynak tasarrufu yaratmış oluyorlar.

Ankara’daki toplantıya dönecek olursak…

207 rektörün yanısıra, asistanları, şoförleri ve Ankara’da görev alacak kişileri de düşününce, yaklaşık 1.000 kişilik büyük bir organizasyondan söz ediyoruz.

Uzaktan gelenlerin yorgunluğu, gecikme stresi, seyahat ve konaklama masrafları, harcırahları, yarım bıraktıkları diğer işlerden doğan kayıplar, vs. de, cabası.

Hayattaki “en değerli şey”in zaman olduğunu hatırlatmak isterim.

Öte yandan, yaklaşık 125 ülkeyi etkisi altına alan Corona virüsüne esir düşen hastalardan 50 yaşın üzerinde olanların, daha yüksek ölüm riski taşıdığını göz önüne almalı ve Allah korusun ama rektörlerimizin virüs kapmaları durumunda üniversitelerine döndüklerinde akademisyenlere, öğrencilere ve çalışanlara bulaştırma riskini de yok saymamalıyız.

Lütfen abarttığımı düşünmeyin, bence bu olasılıkları hafife almamak lazım, çünkü Corona bulaşacağı kişilerin işine, mevkisine, zenginliğine, ününe, dinine, diline, ırkına bakmıyor.

O bizim ruhumuzu teslim almanın peşinde olsa da, hakkını teslim edelim ki, o herkese eşit (!) davranıyor.

Baksanıza, Corona virüsüne yakalananlar arasında devlet başkanı, kral, şeyh, başbakan, bakan, belediye başkanı, yönetim kurulu başkanı, ünlü sanatçı, ünsüz zanaatkar, futbolcu, basketbolcu, amir, memur, işçi, işadamı, öğretmen, öğrenci, doktor, hemşire, zengin, fakir, kadın, erkek, genç, yaşlı, vs. gibi her kesimden insan var.

Salgın riskini hafife aldıkları için, Çin’den sonra en çok can kaybının yaşandığı İtalya ve İran gibi ülkelerin başına gelen felaketleri izlerken içim acıyor (İtalya’da tıp eğitimi görmekte olan Kıbrıslı bir Türk gencinin çektiği şu videoyu da izleyin lütfen: www.youtube.com/watch?v=vU52YhD7WjQ).

Bu nedenle Ocak ayından beri yaptığım gibi, edindiğim doğru bilgilere, naçizane tespit ve yorumlarımı ekleyerek, samimi önerilerimin eşliğinde paylaşmaya devam ediyorum.

YÖK toplantısı vesilesiyle de “online toplantı kültürü”nün Ülkemizde hızla yaygınlaşmasını diliyorum, bu akımın öncüsü olmak, bilim yuvası olarak kabul ettiğimiz üniversitelerimize pek yakışacaktır.

Velhasılı salgının getirdiği olumsuzluklar yüzünden bardağın boş kısmı artsa bile, buna benzer yararlı girişimlerle, biz yine de bardağın dolu kısmından bakmaya devam etmeliyiz.

Bu arada pek çok ülke gibi Türkiye’de de, salgınla mücadele kapsamında kalabalık toplantılar, etkinlikler, fuarlar, maçlar, vs. iptal ediliyor.

Sorumluluk bilincine sahip Vatandaşlar olarak bizim de o tedbirlere destek vermemiz, toplu taşıma araçlarını mümkün olduğunca az kullanmamız, kıtlık varmış gibi gıda stoğu yapmamamız, salgını bahane ederek fiyatları şişiren fırsatçı satıcıları ve sosyal medyada Halkımızı korku ve paniğe sevkedecek mesajları yayınlayan ve yayanları şikayet etmemiz ve de en önemlisi, “hijyen konusunda çok dikkatli olmamız” şart!

Hay Allah, hijyen deyince bakın aklıma ne geldi?

Geçen hafta canlı yayında Corona virüsünden korunmanın yollarını anlatırken izleyicilere “ellerinizi sık sık yıkayın ve kesinlikle yüzünüze dokunmayın” diyen Amerika’nın Santa Clara kenti sağlık müdürü Dr. Sara Cody, önündeki yazılı metinleri çevirirken her sayfada parmağı yalarken görüntülenmişti.

Sadece Dr. Cody değil, kendi önerisini kendisi bile uygulamayan pek çok yönetici kameralara yakalanmış, buyurun izleyin; www.youtube.com/watch?v=mA1wqjaeKj0

Şimdi bu hanımlara ve beylere sormak gerekmez mi; “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” diye. :)

Aman diyeyim, siz siz olun tokalaşma ve öpüşme alışkanlıklarınızı askıya alın, kalabalık yerlerden uzak durun, “home, sweet home” ata (!) sözüne sahip çıkın, sanki hergün yılbaşıymış gibi PTT (Pijama-Terlik-Televizyon) takılın, cici çocuk olup ellerinizi sık sık yıkayın, kolonya ile dezenfekte edin ve KESİNLİKLE elinizi yüzünüze, ağzınıza, burnunuza ve gözlerinize sürmeyin ve de Milletçe el ele vererek bu salgınla mücadeleyi kazanacağımıza inanın!

Coronadan ırak, sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.

Selam ve sevgiler.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
13 Mart 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | CORONA’YA RAĞMEN, BARDAĞIN DOLU KISMINDAN BAKMAYA VE GÖSTERMEYE DEVAM için yorumlar kapalı

GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYEM

GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYEM

Biraz önce Sağlık Bakanımızın canlı yayında yaptığı açıklamaya göre, maalesef Türkiye’de ilk kez bir hastada Corona virüsü teşhis edildi.

Ancak Bakanın o hastanın nerede olduğunu söylemeyerek 81 vilayetteki herkesi tedirgin etmesini ve herkesin birbirinden kuşkulanmasına sebep olmasını, 83 milyon Vatandaşımıza yapılan büyük bir haksızlık olarak görüyorum, bunu hasta mahremiyeti diyerek geçiştirmek yanlıştır.

Ocak ayından beri yaptığım paylaşımlarda dile getirdiğim naçizane önlemler keşke alınmış olsaydı, o zaman Halkımız bu kahrolası salgını çok daha bilinçli ve hazırlıklı olarak karşılayabilirdi.

An itibariyle Dünyanın 115 ülkesine yayılmış ve 4 binden fazla can almış olan Corona virüsü ile mücadele konusunda, hiç kuşku yokki en başarılı ülke Çin Halk Cumhuriyeti’dir, onlardan örnek almamız gereken pek çok yöntem var.

Salgının ortaya çıktığı Wuhan’da yaşamakta olan Muğlalı hemşehrim Ozan’dan gelen mesajı aşağıya kopyalıyorum, lütfen ona kulak verin.

(Arkadaslar biliyorsunuz ben virusun kalbi Wuhan’dayim.. virusu atlattik. Batida maalesef yukseliyor. Turkiye’de yok demeyin onleminizi alin..

Asagida verecegim şıklardaki gibi davranirsaniz kesinlikle virusten uzak durmus olursunuz.

1- Kalabalik yerlere gitmemeye calisin. Virus kalabalik yerlerde bulasiyor. Kimse ile tokalasmayin opusmeyin.. evinize su siralar misafir Kabul etmeyin.
2- Korunmanin iki yolu var..70 derece ustu alkol ve maske.. eger disariya cikacaksaniz yaniniza kolonya alin. 80 derece sertlikte olsun kolonya. Mesela pazara gittiniz alacaklarinizi aldiniz hemen ellerinizi yuzunuzu kolonya ile iyice bir silin. Maske varsa maske mutlaka kullanin..
3- Eve getirdiginiz posetleri buzdolabina yerlestirmeden once balkon, kiler gibi yerlerde 8 saat bekletin. Eger virus varsa yok olsun.
4- Eve girdiginiz anda hemen kiyafetlerinizi camasir makinesine atin. Yuzunuzu elinizi bol sabun ile yikadiktan sonra kolonyayi bastirin. Ellerinizi kollariniza kadar ve yuzlerinizi hatta saclarinizi kolonya ile silin..
5- Ev icinde artik rahatsiniz.. eger cocugunuz varsa okul donusunde kiyafetlerini ya yikayin, yada sicak utu basin.. cocugun cantasini ayakkabilarini alkolle silin. Sonra cocugunuzun elini yuzunu bol sabunla yikadiktan sonra bol kolonya ile dezenfekte edin.

Bunlari yaparsaniz kesinlikle virus size ugramaz !!!! Birde evinize simdiden yapabiliyorsaniz bolca stok yapmaya calisin !!!

Bu uyariyi dostlarima paylasiyorum. Hepimize gecmis olsun. Lutfen dikkate alin..)

İnşallah Ülkemizdeki vaka sayısı artmaz ve salgını yayılmadan atlatırız.

Lütfen vaktiniz olduğunda daha önce yayınladığım yazılara ve altındaki yorumlara tekrar göz atın, alacağınız tedbirler önce kendiniz ve aileniz, sonra da Halkımız için önemli ve değerli olacaktır.

Tekrar geçmiş olsun, Coronadan ırak, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
11 Mart 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYEM için yorumlar kapalı

CORONA VİRÜSÜ ÜLKE SINIRI, KITA, OKYANUS TANIMIYOR

CORONA VİRÜSÜ ÜLKE SINIRI, KITA, OKYANUS TANIMIYOR

Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinden başlayarak önce Güney Kore, İran ve İtalya’yı kasıp kavuran ve hızla tüm kıtalara yayılarak 100’den fazla ülkede 110 bini aşkın hastada görülen ve 4 binden fazla insanın ölümüne sebep olan Corona virüsü, şimdi de Amerika Birleşik Devletleri’nde dolu dizgin koşmaya başladı.

Amerikan Hastaneler Birliği (AHA) tarafından 26 Şubat’ta online düzenlenen seminerde yapılan bir sunuma göre, salgının bu hızla yayılması halinde sadece ABD’de 96 milyon kişinin Corona virüsüne yakalanabileceği ve çoğu yaşlılardan olmak üzere, en az 500 bin hastanın ölebileceği tahmin ediliyor ve Hükümetin gerekli tedbirleri bir an önce alması isteniyor.

Independent ve Business Insider kaynaklı bu habere göre, Nebraska Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlarından James Lawler yaptığı sunumda, salgının hastanelere ve sağlık çalışanlarına yapacağı olumsuz etkilere dikkat çekiyor.

Dr. Lawler, bu hastalığa yakalanan hastaların yaşlarına göre ölüm oranlarını ise şöyle tahmin ediyor;
80 yaş ve üzeri; yüzde 14
70 – 79 yaş arası yüzde 8,
60 – 69 yaş arası yüzde 3,6

Ayrıca Dr. Lawler, kalp rahatsızlığı olanların Corona virüsüne yakalanmaları halinde ölüm riskinin yüzde 10 olacağını, daha önce başka bir rahatsızlığı bulunmayanların ölüm oranının ise yüzde 1’i geçmeyeceğini öngörüyor.

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Ajansı’nda yayınlanan bir habere göre, İran’ın başkenti Tahran’da yaşayan 15 milyon insanın yüzde 40’ının, yani yaklaşık 6 milyon kişinin bu kahrolası virüse yakalanma riskiyle karşı karşıya olduğunu okuduğumda irkilmiştim.

Şimdi de, 330 milyon nüfuslu ABD’nin yüzde 29’u demek olan 96 milyon insanın bu lanet salgının pençesine düşebileceğini öğrenince, adeta kanım çekildi.

Hatırlayacağınız gibi, Ocak ayında salgının yıkıcı etkileri henüz Çin’le sınırlı olduğu günlerden başlayarak, edindiğim doğru bigileri, kişisel tespitlerimi ve naçizane yorum ve önerilerimi sizlerle paylaşmaya özen gösterdim.

Olayın vehametine dikkatinizi çekmek için yaptığım iki benzetmeden ilkinde; “durum kötü ama maalesef biz henüz küçük bir kartopu gördük, arkadan çığ geliyor!” dedim.

Salgının insani boyutunun yanısıra, ekonomik boyutunun da Dünyayı çok derinden sarsacağını öngördüğüm için de; “salgın büyük bir deprem misali vurdu ama peşinden gelecek tsunamiye de hazırlıklı olmamız şart, yoksa altında kalırız!” demiştim.

Pazar günü Arap ülkelerinde haftanın ilk günü olduğu için, petrol fiyatlarında gerçekleşen yaklaşık yüzde 30’luk tarihi düşüşle, ilk şoku dün yaşadık.

Bugün de Uzakdoğu ülkelerinden başlayarak önce Avrupa, sonra da Amerika borsalarında yaşanan çöküş Dünyayı sarstı, pek çok ülke borsalarının daha fazla kan kaybetmesine engel olmak için seansları erken sonlandırdı.

Tarihinde ilk kez dış borcunu ödeyemediği için temerrüde düşerek iflasın eşiğine gelen Lübnan’ı, ekonomik yapısı güçlü olmayan başka ülkelerin de izleyeceğini tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok.

İnşallah Dünya ekonomisi bu tsunaminin altında kalmaz…

Bize gelince…

Tabii ki İstanbul Borsası da doğudan esen kasırgadan etkilendi ve günü yüzde 6 kayıpla kapattı fakat hamdolsun ki, Ülkemizde görülen bir Corona vakası yok, inşallah hiç görmeden bu salgını atlatırız.

Yine de, kesinlikle tedbiri elden bırakmamamız, uzmanların tavsiyelerine uygun davranmamız ve mümkün olduğunca kalabalık yerlerden ve etkinliklerden uzak durmamız gerekiyor.

Unutmayın ki, temiz, sağlıklı ve övünülesi bir Ülkemiz olsun istiyorsak önce kendi evimizin önünü temiz tutmalıyız.

İzninizle küçük bir örnek vereyim, geçtiğimiz günlerde Taşkent’te önemli bir fuar vardı. Aylar öncesinden ajandama aldığım ve seyahat programımı ona göre yaptığım halde, Corona salgınıyla boğuşan pek çok ülkeden katılımcıların ve ziyaretçilerin geldiğini bildiğim o fuara gitmekten vazgeçtim.

Çünkü bu virüsün şakası yok, Göney Kore’de virüs kaptığını bilmeden günlük yaşantısını sürdüren ve 14 günlük kuluçka süresi içinde katıldığı iki ayin sırasında kilisede temas ettiği 40’dan fazla insana Corona virüsü bulaştıran bir kadından başlayan salgın yüzünden, bugün ülke genelinde 7.300 kişi bu hastalıkla boğuşuyor.

Bu nedenle, lütfen siz de; “amaaan, bana bi şeycikler olmaz” diye düşünmeyin ve tedbirsiz davranarak, “bile bile lades” demeyin.

Bir de önemli bir hatırlatmam var; Corona virüsü (CoViD-19) ile ilgili olarak Türkiye’de tespit edilen bir vaka olmadığı halde, sosyal medyada salgının Ülkemizde de görüldüğüne dair gerçek dışı görüntüler ve sesli mesajlar yayarak Halkımızı endişelendiren, yersiz korku ve paniğe sevk eden paylaşımlar yapılmaktadır.

Eğer sahte hesaplardan kasıtlı olarak yayılan bu paylaşımlara inanır ve siz de kendi çevrenize yayarsanız, hem yakınlarınızı korkutmuş, hem de suç işlemiş olursunuz. Lütfen kamuoyunu korkutmayı amaçlayan o paylaşımları derhal silin ve kesinlikle paylaşmayın.

Son olarak…

Corona cinsi olarak adlandırılan virüslerin ilk ortaya çıktığı 1970’li yıllarda bu virüsün gen sayısını ilk bulan Amerikalı moleküler virolog doktor James Robb, meslektaşlarına hitaben önemli bir mektup kaleme almış.

50 yıldır bu alandaki çalışmalarını aralıksız sürdüren, San Diego Üniversitesi patoloji profesörü Robb’un 3 Mart 2020 tarihli mektubunu aşağıda paylaşıyorum, lütfen dikkatle okuyun.

Coronadan ırak, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
9 Mart 2020, Taşkent

* * *

İLK CORONA VİRÜS UZMANLARINDAN AMERİKALI PROF. DR. JAMES ROBB: “YAKLAŞAN COVID-19 (KORONAVİRÜS) SALGINI İÇİN NE YAPIYORUM?”

Sevgili meslektaşlarım,
Bazılarınızın hatırlayacağı gibi, California San Diego Üniversitesi’nde bir patoloji profesörü olduğumda, koronavirüslerde (1970’ler) çalışan ilk moleküler virologlardan biriydim. Virüsün içerdiği gen sayısını ilk gösteren ben oldum. O zamandan beri, farklı hayvan kaynaklarından insan popülasyonuna (SARS, MERS, vb.) koronavirüs alanını ve çoklu klinik transferlerini sürdürdüm.

ABD’deki genişlemesi için mevcut projeksiyonlar, dünya çapındaki yetersiz veriler nedeniyle sadece olasıdır, ancak ABD’de Mart ve Nisan ortasına kadar yaygın olması muhtemeldir.

İşte yaptığım ve aldığım ve alacağım önlemler. Bunlar, maske ve eldivenler hariç, şu an grip sezonlarımızda kullandığım önlemlerin aynısı:
1) EL SIKMAK YOK! Yumruk yumruğa vuruş, başı hafifçe eğme veya dirsek dirseğe dokunuş vb. kullanın.
2) Işık düğmelerine, asansör düğmelerine, vb. dokunmak için SADECE parmakların dış tümseğini kullanın.
3) Kapıları kapalı yumruğunuz veya kalçanızla açın – kapıyı açmanın başka bir yolu yoksa kolu elinizle tutmayın. Banyo ve postane / ticari kapılar için özellikle önemlidir.
4) Marketlerde kolu ve çocuk koltuğunu silmek de dâhil olmak üzere mağazalarda dezenfektan mendil kullanın.
5) Diğer insanların bulunduğu yerleri içeren HERHANGİ bir faaliyetten eve döndüğünüzde, ellerinizi sabunla 10-20 saniye yıkayın ve / veya % 60’tan fazla alkol bazlı el dezenfektanı kullanın.
6) Evinizin her girişinde ve arabanızda da ellerinizi hemen yıkayamadığınızda diğer kontamine nesnelere dokunduktan sonra kullanmak üzere bir şişe dezenfektan bulundurun.
7) Mümkünse, tek kullanımlık bir mendile öksürün veya hapşırın ve atın. Dirseğinizin iç tarafını sadece zorunlu hallerde kullanın. Zira kıyafetler de bir hafta veya daha uzun süre bulaşabilen bulaşıcı virüs içerebilir!

Amerika’da yayılan bir salgın için hazırlandığım şeyler:
1) Alışverişe giderken, benzin pompasını kullanırken ve kontamine alanlarla temas ettiğinizde diğer tüm dış aktivitelerde kullanılmak üzere lateks veya nitril lateks tek kullanımlık eldivenler. (Not: Bu virüs öksürme ve hapşırma yoluyla büyük damlacıklarla yayılır. Bu virüs hava yoluyla bulaşmaz! AMA bu damlacıkların bulunduğu her yer ortalama olarak yaklaşık bir hafta boyunca bulaşıcı olur ve enfekte olmuş insanlarla ilişkili her şey kontamine olacak ve potansiyel olarak bulaşıcı konuma gelecektir. Virüs yüzeylere yapışıktır ve korunmasız yüzünüze doğrudan öksürülmezse veya hapşırılmazsa enfekte olmazsınız. Bu virüs sadece akciğer hücreleri için hücre reseptörlerine sahiptir (sadece akciğerlerinizi enfekte eder). Virüsün sizi enfekte etmesinin tek yolu burnunuza veya ağzınıza ellerinizle dokunmakla veya enfekte bir öksürük veya burnunuza veya ağzınıza veya hapşırılması ile olur.)
2) Şimdi tek kullanımlık cerrahi maskeleri stoklayın ve bunları burnunuza ve/veya ağzınıza dokunmanızı önlemek için kullanın (Hepimiz bilmeden burnumuza/ağzımıza günde 90 defa dokunuyoruz!). Akciğere özgü olan bu virüsün sizi enfekte etmesinin tek yolu budur. Maskenin amacı, doğrudan hapşırıktaki virüsün burnunuza veya ağzınıza girmesini engellemek değil, sadece burnunuza veya ağzınıza dokunmanızı önlemek içindir.
3) El dezenfektanları ve lateks eldivenleri stoklayın (aileniz için uygun boyutları alın). El dezenfektanlarının etkili olabilmesi için alkol bazlı ve % 60’tan fazla alkol içermesi gerekir.
4) Şimdi çinko pastilleri stoklayın. Bu pastillerin, koronavirüsün (ve diğer virüslerin çoğunun) boğazınızda ve genzinizde çoğalmasını önlemede etkili olduğu kanıtlanmıştır. HERHANGİ BİR “soğuk algınlığı” semptomlarının başladığını hissetmeye başladığınızda, her gün birkaç kez önerildiği gibi kullanın. Yatmak ve pastilin boğazınızın ve genzinizin arkasında çözünmesini sağlamak en iyisidir.

Diğer pek çok kişinin yaptığı gibi, bu salgının MAKUL bir şekilde yer alacağını umuyorum, AMA ben şahsen olacağını düşünmüyorum. İnsanlar bu yılana benzer virüsü daha önce hiç görmediler ve ona karşı hiçbir iç savunma yok. Bu virüsün moleküler ve klinik virolojisini anlamak için dünya çapında muazzam çabalar sarf edilmektedir. Bu virüsün genomikleri, yapısı ve virülansı hakkında bugüne kadar inanılmaz moleküler bilgiye zaten ulaşılmıştır. ANCAK bizi korumak veya içimizdeki enfeksiyonu sınırlamak için bu yıl hiçbir ilaç veya aşı olmayacaktır. Yalnızca semptomatik destek mevcuttur.

Umarım bu kişisel düşünceler, potansiyel olarak yıkıcı bir salgın sırasında faydalı olacaktır. Bu e-postayı paylaşabilirsiniz. Hepimize iyi şanslar! (James ROBB, Tıp Doktoru / San Diego, 3 Mart 2020) (Çeviren Erdal TÜRKER’in notu: “ABD’de korona virüsünü en iyi bilen virolog doktor James Robb’un konuyla ilgili yazdığı önemli mektubu Türkçe’ye yorumladım. Amerika’ya has kısımları çıkarabilirsiniz. Herkesin okumasını öneriyorum.”)

Yazılarım kategorisine gönderildi | CORONA VİRÜSÜ ÜLKE SINIRI, KITA, OKYANUS TANIMIYOR için yorumlar kapalı

GÜN AĞIT YAKMA GÜNÜ DEĞİL, DAHA GÜÇLÜ BİR GELECEK YARATMA GÜNÜDÜR!


GÜN AĞIT YAKMA GÜNÜ DEĞİL, DAHA GÜÇLÜ BİR GELECEK YARATMA GÜNÜDÜR!

Mübarek Regaip Kandili gecemiz, 33 Mehmetçiğimizin şehit haberiyle kabusa döndü.

Tabii ki o ana kuzularını kaybetmek sadece 33 kederli ailenin değil, 83 milyonluk Türkiye’nin yüreğini dağladı ama acımızı içimize akıtacağız ve düşmanların sevinmesine fırsat vermeyeceğiz.

Yüzümüze eski bir dostmuş gibi gülen ama azılı bir düşman gibi arkadan vuran Rusya ve ona sırtını dayayan Esad bir olup, dün gece bizim sakalımızı kestiler ama o sakalın daha gür çıktığını elbette görecekler!

Sözü uzatmadan hemen meramımı anlatmak istiyorum…

Suriye’de bir kez daha gördük ki, Türk Ordusu’nun yumuşak karnı hava savunma sistemimizin zayıf veya çağın gerisinde kalmış olmasıdır.

Peki, “sizce sorumlusu kim?” diye sorarsam, vereceğiniz cevaplar;
-Parasını ödediğimiz F35 uçaklarımızı vermeyen Trump,
-olmayan aklıyla bizi Patriot’suz bırakan Obama,
-NATO üyesi olduğumuz halde bize S400 satmayı beceren tüccar Putin,
-Sipariş ettiğimiz Leopard tanklarımızı iptal eden Merkel,
-Paramızı peşin aldığı halde tanklarımızın modernizasyonunu yıllarca sallayan İsrail,
vs… vs… şeklinde sıralanacaksa,
“kusura bakmayın ama siz kendinizi kandırıyorsunuz” derim.

Bu zafiyetin temelinde yatan parasızlık değil, Ankara’nın vizyon eksikliği ve dış politikada izlediği hatalı stratejilerdir.

Lütfen hatırlayın…

Türkiye’nin 2013 yılında açtığı “Milli Hava Savunma Sistemi” ihalesini kazanan Çin Halk Cumhuriyeti, sadece rakiplerinden daha ucuz fiyat verdiği için değil, Türk-Çin ortak üretimini ve Türk yazılım sistemlerinin kullanımını kabul ettiği için de tercih edilmişti.

Ancak Ankara’nın iki yılı aşkın süren ve Devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan oyalama taktikleri sonunda, birden bire Türkiye’nin NATO üyesi olduğu hatırlanmış ve ihale iptal edilmişti.

Üstelik ne hikmetse bu karar, Türkiye’nin G20 zirvesine ev sahipliği yapacağı bir yıl önceden belli olduğu halde, Çin Devlet Başkanı Xi Jingping’in Antalya’ya gelişinden sadece 3 gün önce açıklandı.

Çin kültürüne göre “onur kırıcı” olarak algılanan bu hakaretamiz davranışın (bu benim değil, Şanghay’da katıldığım toplantılarda bizzat Çinli profesörlerin ve işadamlarının yaptığı yorumdur) Türkiye-Çin ilişkilerine yaptığı olumsuz etki, aradan geçen 5 yıla rağmen, maalesef devam ediyor.

Eee… sonra ne mi oldu?

Hikayenin bundan sonrası daha vahim, çünkü NATO üyesi olduğu için Çin savunma sistemini reddettiğini açıklayan Türkiye Cumhuriyeti, gitti Rusya’dan 2,5 milyar Dolarlık S400 aldı, bir de yeni sipariş verdi.

Ve dün gece, envanterinde milyarlarca Dolarlık Rus savunma sistemi bulunan Türk Ordusu, Rus uçaklarının saldırısına uğradı ve 33 Evladımızı daha Şehit verdik!

Hıçkıra hıçkıra ağlarken, acımı ve öfkemi kontrol etmekte çok zorlandığım bir gece geçirdim.

Tekrar başa dönecek olursak…

Karadaki üstünlüğü Dünyaca kabul edilen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, havadaki zafiyetinin temelinde yatan parasızlık değil, Ankara’nın vizyon eksikliğidir.

Ve bugün o eksikliği gidermek için en doğru gündür.

Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin Devlet Başkanı Xi Jingping’i arayıp, “Hadi gelin, o savunma sistemini şimdi yapalım” derse, ne olur biliyor musunuz?

Rahmetli Turgut Özal’ın istediğinden bile fazlasını elde edebiliriz, yani 1 verir, 4 alırız.

Ne vereceğiz?

Amerika’ya, Rusya’ya, Almanya’ya verdiğimiz gibi Çin’e de para vereceğiz ama aramızdaki swap anlaşması sayesinde Dolar yerine Türk Lirası ile ödeyeceğiz.

Hele bir de bunu Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatın artmasını sağlayacak bir formüle bağlarsak, dadından yenmez.

Peki karşılığında neler alacağız?

1- Ortak üreteceğimiz ve kendi yazılımlarımızı kullanacağımız için kontrolü tamamen bize ait bir hava savunma sistemimiz olacak,
2- İki yıl oyaladıktan sonra, keyfen iptal ettiğimiz o ihale nedeniyle kırılan bir Milletin onurunu tamir etme fırsatını yakalayacağız,
3- Corona virüsü nedeniyle tam bir ekonomik yıkıma uğrayan Çin’e, bu zor zamanında en anlamlı desteği vererek, örnek bir dostluk sergileyeceğiz,
4- Biz Türkler gibi, Çinliler de binlerce yıllık Devlet kültürüne sahip iki kadim Millet olduğu için, Çin Halk Cumhuriyeti, dara düştüğünde kendisine uzatılan bu dostluk elininin değerini bilecek ve Uygur Türkleri ile Çin’de yaşayan Türklerin yaşadıkları sorunları çözmek ve Türkiye’nin Çin’e daha çok ürün çeşidi ihraç edebilmesine imkan sağlamak için gerekli adımları mutlaka atacaktır.

Hem savunma sanayi ihtiyacımızı kökten çözeceğine, hem de Çin ile aramızdaki sorunları tamir edeceğine yürekten inandığım bu naçizane önerimin, Cumhurbaşkanımıza iletilmesi halinde kayıtsız kalmayacağını umut ediyorum.

Bir kez daha mübarek Şehitlerimize rahmet, ailelerine sabır ve aziz Milletimize başsağlığı diliyorum.

İnşallah Şehitler Tepesi dolmuştur ve Suriye’den, Libya’dan ya da başka yerden, başka bir şehit haberi daha gelmez.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
28 Şubat 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | GÜN AĞIT YAKMA GÜNÜ DEĞİL, DAHA GÜÇLÜ BİR GELECEK YARATMA GÜNÜDÜR! için yorumlar kapalı

CORONA VİRÜSÜNE ARTIK ÇİN YETMİYOR, ÇİN DIŞINDA DA KOŞMAYA BAŞLADI!


CORONA VİRÜSÜNE ARTIK ÇİN YETMİYOR, ÇİN DIŞINDA DA KOŞMAYA BAŞLADI!

Biz umut verici haberler beklerken, Corona virüsü iyice gemi azıya aldı!

İlk kez 22 Aralık’ta Wuhan’da ortaya çıkan ve önce Çin’e, sonra da Dünyaya yayılmaya başlayan salgın nedeniyle, dün itibariyle son iki ayda Çin dışında görülen vaka sayısı 1.151 kişiye, ölü sayısı da 8 kişiye ulaşmıştı.

Ancak bu sabah açıklanan resmi verilere göre virüs tespit edilen hasta sayısı, “sadece bir günde” 261 kişi artarak 1.412’ye ulaştı, ölü sayısı da 12 olarak açıklandı ki, ekte hazırladığım mukayeseli tablo bu farkı net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu arada, Lübnan da virüs tespit edilen ülkeler arasına katıldı.

Ve biraz önce gelen son dakika bilgisine göre İran’da dün 18 olan vaka sayısı bugün 28’e, ölü sayısı da 6’ya çıktı.

Benim haftalardır haykırdığım ve testi kırılmadan önce yaptığım naçizane uyarı ve öneriler şimdi daha büyük önem ve aciliyet kazandı, müsadenizle bir kez daha tekrarlıyorum;

“Aklın yolu birdir, salgının yayılmasını gerçekten önlemeye çalışan pek çok ülke gibi Türkiye de, hem de derhal ve kesinlikle taviz vermeden, sadece Çin’den gelenleri değil, hangi ülkeden gelirse gelsin, son 24 günde Çin’de bulunmuş tüm yolcuları, mutlaka karantina uygulamasına sokmalıdır.

Ancak ve ancak böyle bir uygulama sayesinde önce yolcuları, sonra da 83 milyonluk Türkiye’yi corona riskinden uzak tutabiliriz.

Testi kırıldıktan sonra atılan tokatın çocuğa da, anasına-babasına da faydası olmaz.”

Eğer Sağlık Bakanlığımız bu önerimi bir an önce havalimanlarında uygulamaya başlarsa, sağlık ekiplerimizin edineceği o tecrübeler ışığında, Türkiye’nin tüm kara ve deniz sınır kapılarında da etkin önlemler almak, daha kolay ve çabuk olacaktır.

İnşallah Ülkemizde hiçbir Corona virüsü vakası yaşanmaz ama bu kahrolası salgın Dünyayı her geçen gün daha fazla kıskacına almaya devam ederken, bizim inşallahtan, maşallahtan daha fazlasını yapmamız şart!

Hatta İran sınırında giriş-çıkış yapanlara maske ve eldiven vermekten çok daha ciddi tedbirler almamız, en başta da olası karantina koşullarını karşılayacak şekilde, Muğla’dan Kars’a, Edirne’den Hakkari’ye kadar 81 ilimizin tamamında, en az birer hastanede gerekli alt yapıyı hazırlamaya ivedilikle başlamamız lazım.

Salgınla mücadelede en öncelikli ihtiyaç olacağı için de, Devletin tıbbi maske üreticilerimizi 24 saat üretim ve stok yapmaya, hatta bir an önce kapasitelerini artırmaya teşvik etmesi gerekiyor. Yolcu veya araç geçiş garantili yollar, köprüler ve havaalanları yaptıran Devletimizin, böyle hayati bir teşviği Milletimizden esirgemeyeceğini umut ediyorum.

En az bu tedbirler kadar önemli olan bir konu daha var.

Çin’de ve diğer ülkelerde salgınla mücadele kapsamında insanüstü gayret gösteren doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık personeli arasında bu virüsü kaptığı için tedavi altına alınan ve maalesef hayatını kaybeden YÜZLERCE tıp insanı var.

Bu nedenle, Allah korusun ama eğer biz de, Dünyada ilk kez ortaya çıkan bu lanet salgın gerçeği ile karşılaşırsak, hem sağlık teşkilatımızın, hem de Halkımızın, nasıl davranacakları ve hangi tedbirleri alacakları konusunda eğitilmesi elzemdir, HEM DE HEMEN!..

Allah yardımcımız olsun, Aziz Milletimize ve tüm insanlığa Coronadan ırak, sağlıklı günler diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
22 Şubat 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | CORONA VİRÜSÜNE ARTIK ÇİN YETMİYOR, ÇİN DIŞINDA DA KOŞMAYA BAŞLADI! için yorumlar kapalı

DAHA NE BEKLİYORSUNUZ SAYIN BAKAN, CORONA VİRÜSÜNÜN “BEN GELDİM” DEMESİNİ Mİ?


DAHA NE BEKLİYORSUNUZ SAYIN BAKAN, CORONA VİRÜSÜNÜN “BEN GELDİM” DEMESİNİ Mİ?

Salgına ilişkin felaket haberleri peşpeşe gelmeye devam ediyor!

Bu sabah yapılan resmi açıklamaya göre, CoViD-19 yani Corona virüsünden ölenlerin sayısı ilk kez 2.000’i geçti.

Virüs tespit edildiği için tedavi altına alınan hasta sayısı ise 75.000’in üzerine çıktı ki, maalesef 11.977’sinin durumu ağır, bu da ölü sayısının hızla artmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Çin’in Hubei Eyaleti’nin başkenti Wuhan’da ortaya çıkan ve önce tüm eyaletlere yayılan bu kahrolası salgın, şimdiden 26 ülkeye sıçramış durumdaydı ama biraz önce İran’dan gelen kötü haberden sonra CoViD-19 virüsünün bulaştığı ülke sayısı, Çin’le birlikte 28’e çıktı.

İran’ın Kum kentinde Corona virüsü nedeniyle karantina altına alınan iki hasta da hayatını kaybetti. Böylece Çin dışında tespit edilen Corona vakası 923’e, ölü sayısı ise 5’e yükseldi.

Güney’de Mısır, kuzeyimizde Rusya derken, şimdi de komşumuz İran bu lanet virüsle boğuşmaya başladı.

Ve biz Türkler, hala ve sadece (!) İstanbul Havalimanı’nda termal kamera ile ateş ölçerek “Corona virüsü ile en etkin şekilde mücadele ediyoruz!” babında beyanatlar veren bir Sağlık Bakanımız olduğu için çok şanslıyız!

Hanımefendiler, Beyefendiler, bu işin şakası kalmadı!

İstanbul artık Dünyanın en yoğun hub (aktarma merkezi)’larından biri olduğu için, hergün ortalama 215.000 yolcu yeni havalimanını, 97.000 yolcu da Sabiha Gökçen Havalimanı’nı kullanıyor. Onların en az yarısı kadar da yolcu etmeye veya karşılamaya gelenler olduğuna göre, sadece İstanbul’da yarım milyon insan virüs taşıyan birileriyle karşılaşma ve temas etme riski taşıyor demektir, hem de HERGÜN!..

Allah korusun, eğer bu virüs Türkiye’ye bulaşır ve yayılırsa, hem sağlık hem de ekonomimiz açısından büyük bir yıkımla karşı karşıya kalabiliriz.

Üretim aksayacağı için ticaret ve ihracat düşecek, en büyük darbeyi ise turizm sektörü yiyecektir (Mısır turizminin hali ortada, virüs görülen ülkeler arasında yerini aldığı günden itibaren, toplu rezervasyon iptalleri ile boğuşmaya başladı).

İşte bu yüzden naçizane önerimi bir kez daha tekrarlıyorum;

“Aklın yolu birdir, salgının yayılmasını gerçekten önlemeye çalışan pek çok ülke gibi Türkiye de, hem de derhal ve kesinlikle taviz vermeden, sadece Çin’den gelenleri değil, hangi ülkeden gelirse gelsin, son 24 günde Çin’de bulunmuş tüm yolcuları, mutlaka karantina uygulamasına sokmalıdır.

Ancak ve ancak böyle bir uygulama sayesinde önce yolcuları, sonra da 83 milyonluk Türkiye’yi corona riskinden uzak tutabiliriz.

Testi kırıldıktan sonra atılan tokatın çocuğa da, anasına-babasına da faydası olmaz.”

Allah yardımcımız olsun.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
19 Şubat 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | DAHA NE BEKLİYORSUNUZ SAYIN BAKAN, CORONA VİRÜSÜNÜN “BEN GELDİM” DEMESİNİ Mİ? için yorumlar kapalı

SALGIN HABERLERİNE BAKMAK VE GÖRMEK FARKLIDIR

SALGIN HABERLERİNE BAKMAK VE GÖRMEK FARKLIDIR

Örneğin bana göre; “Dünyanın önde gelen otel gruplarında Hilton, Corona virüsü nedeniyle Çin’de bulunan 150 otelini kapattı” haberi, sıradan bir turizm haberi değildir. Çin’e yaptıkları uçuşları durduran havayolu şirketleri gibi, otel zincirlerinin çoğunun da Hilton’u takip edecekleri aşikar.

Dolayısıyla bu habere bakarak, Corona virüsü kaynaklı salgının Çin ekonomisinde yarattığı depremi ve ardından geleceği kesin olan tsunamiyi de öngörmeye çalışmalıyız. Otellerin kapanması demek sadece turizmin değil, iş seyahatlerinin ve dolayısıyla mamül ve hizmet üretimi ile birlikte, ihracat, ithalat ve iç ticaretin de durması demektir.

Peki, Çin’e yaklaşmakta olan bu tsunaminin Türkiye’ye etkisi, İzmir’in Kordon’unda göğsümüzü açarak içimize çektiğimiz bir meltem esintisi kadar mı olacak sanıyorsunuz?

Eğer aradaki 10.000 kilometrelik mesafeye güvenerek “evet” cevabı verirseniz, bu bir çeşit romantizm olur. Aslında ben de romantik biriyim ama sizin bu romantizminiz beni bile aşar.

Durum her geçen gün daha kötüye giderken, salgını önlemek adına gerekli tedbirleri almakta hala ve anlaşılmaz bir şekilde yavaş hareket eden Ankara’nın, bu salgın sayesinde (!) “virüs tanı kiti” satacağına ve bir kaç milyar Dolarlık tekstil talebinin Çin’den Türkiye’ye kayacağına ilişkin atmaya başladığı sevinç çığlıklarını ibretle izliyorum.

“Acaba” diyorum, “Hükümetimiz bu virüsü bertaraf etmek için çok etkili (!) bir muska yazdırdı da, ona mı güveniyor?” Eğer öyleyse açıklasınlar ki, biz de rahat (!) hareket edelim.

Sadece direkt veya aktarmalı uçuşlarla Çin’den gelen yolcuların havaalanlarımızdaki termal kameralarla ateşini ölçüp, 24 günlük kuluçka süresinde Çin’de bulunmuş olan diğer yolcuları dikkate dahi almadan, 83 milyon insanımızın arasına karışmalarına seyirci kalmayı sürdüren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın; “Koronavirüsü tespit etmek için ürettiğimiz ‘tanı kitini’ ihraç edeceğiz” diye müjde vermesi, sevinçten çok üzüntü vericidir!

Şimdi de Sanayi Bakanı Mustafa Varank; “Türkiye bu virüsün negatif etkilerinden çok, pozitif etkilerini görebilir diye düşünüyoruz. Dün tekstilcilerle beraberdim, Avrupalı alıcıların Çin’e verdikleri yaklaşık 2 milyar Dolarlık siparişleri Türkiye’ye kaydırmak istediklerini söylediler” diye bir müjde daha verdi.

Türkiye’nin ihracatının artması hepimizin ortak amacı, benimse 1985 yılından beri iş hayatımın merkezi durumunda ama daha şimdiden 26 ülkeye yayılan ve bir insanlık dramına dönüşmeye başlayan bu salgının, güzel Ülkemize de sıçramaması için alınması gereken acil tedbirler hala ortada yokken, Bakanların salgını bir fırsat gibi gösteren bu talihsiz açıklamaları yakışık almıyor.

Ayrıca, ihracat yapabilmek için ihtiyaç duyduğu pek çok ara mamül başta olmak üzere, her yıl Çin’den 20 milyar Dolar’ın üzerinde ithalat yapmakta olan Türkiye’nin, o mamülleri başka ülkelerden tedarik etmesi durumunda ödemek zorunda kalacağı fiyat farkları, 2 milyar Dolarlık tekstil ihracatından elde edeceği ek kazancın kat be kat üzerinde olacaktır.

Velhasılı, bu salgının Türkiye’ye kazandıracağı üç kuruştan önce, kaybettirebileceği insani ve ekonomik kayıpları düşünmekten sorumlu olan Bakanlarımızdan, Devlet Adamlığına yakışır davranışlar ve açıklamalar bekliyoruz.

Öte yandan, bugün itibariyle Corona virüsünden ölenlerin sayısı 1.491’e, tedavi altına alınan virüslü hasta sayısı 64.428’e ulaştı ve Çin dışında gerçekleşen 2. ölüm haberi Japonya’dan geldi.

Ayrıca, COVID-19 yani Corona virüsünün SARS’dan daha ölümcül olmasının nedeni anlaşıldı. Bu lanet virüs solunum yoluyla vücuda girdikten sonra hızla akciğerlere ulaşıp tahrip ediyor, sonra da kalbi yıpratmaya başlıyor.

Keşke bu salgının kısa sürede kontrol altına alınacağına ve önleyici aşısıyla, tedavi edici ilacının çok yakında piyasaya çıkacağına dair resmi açıklamalar bir an önce yapılsa…

Ama görünen o ki, bu insanlık dramı daha çok can alacak ve biz de çaresizce izlemeye devam edeceğiz, bakalım ömrümüz başka “Sevgililer Günü” görmeye yetecek mi?… (Bu vesileyle “Sevgililer Günü’nüz kutlu ve mutlu olsun.)

Bu arada, insanlıktan nasibini almamış bazı yaratıklar, salgını fırsata çevirmeye çalışıyorlar.

Corona virüsü solunum yoluyla bulaştığı için, Dünya Sağlık Örgütü ve tüm ülkelerin en öncelikli tedbir olarak şart koştukları tıbbi maskelerin, ağızdan ve burundan sefes alırken bu ve benzer virüsleri filtre edebilecek özelliğe sahip olmaları temel koşuldur.

Ancak insan kılığına bürünmüş sahtekarlar, kendileri gibi sahte yani tıbben yetersiz olan bazı maskeleri kaliteli maske diye satıyorlar.

Ayrıca gözünü para hırsı bürümüş insafsızlar da, normal karının onlarca kat fazlasını kazanmanın peşine düştüler.

Fakat şunu unutuyorlar, salgın nedeniyle çaresiz kalan insanların ahını alırlarsa, elde ettikleri o haksız kazançlar kendi tedavilerine bile yetmeyecektir, ayrıca karaborsacılık bir suçtur.

Son bir haftada Çin’de ele geçirilen 16.300.000 adet maskenin sahte olduğu anlaşıldı, şu ana kadar sahte maske ve karaborsa satış nedeniyle 356 ihbar yapıldı ve yakalanan 12 kişi tutuklandı, diğer suçlular da aranıyor.

Son söz olarak, 11 Şubat’ta yaptığım öneriyi aynen tekrar ediyorum;

“Aklın yolu birdir, salgının yayılmasını gerçekten önlemeye çalışan pek çok ülke gibi Türkiye de, hem de derhal ve kesinlikle taviz vermeden, sadece Çin’den gelenleri değil, hangi ülkeden gelirse gelsin, son 24 günde Çin’de bulunmuş tüm yolcuları, mutlaka karantina uygulamasına sokmalıdır.

Ancak ve ancak böyle bir uygulama sayesinde önce yolcuları, sonra da 83 milyonluk Türkiye’yi corona riskinden uzak tutabiliriz.

Testi kırıldıktan sonra atılan tokatın çocuğa da, anasına-babasına da faydası olmaz.”

Eğer bir an önce bu katı tedbiri uygulamaya başlamazsak, Corona virüsü Ülkemize de sıçrayıp yayılmaya başlayabilir ve bir süre sonra mecburen tüm hava, kara ve deniz sınır kapılarımızı komple kapatmak zorunda kalabiliriz.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
14 Şubat 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | SALGIN HABERLERİNE BAKMAK VE GÖRMEK FARKLIDIR için yorumlar kapalı

CORONA VİRÜSÜ SALGINIYLA İLGİLİ İKİ ÖNEMLİ GELİŞME


CORONA VİRÜSÜ SALGINIYLA İLGİLİ İKİ ÖNEMLİ GELİŞME

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün bugün yaptığı açıklamaya göre, Corona virüsüne karşı geliştirilen aşının, tüm testlerden geçip piyasaya çıkabilmesi için 18 aylık bir süreye ihtiyaç varmış.

Bu durumda, 2020 yılını salgınla mücadele ederek geçireceğiz demektir, planlarınızı buna göre güncellemenizde fayda var.

Alınan karar gereğince yeni Corona virüsünü “Covid-19” olarak adlandırdıklarını ifade eden Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ’nün temel stratejisinin, öncelikle “insanlığın bir numaralı düşmanı” olarak kabul ettikleri Corona virüsünün yayılmasını önleyerek salgını durdurmak olduğunu vurguladı.

Bu arada, Çin’den gelen yeni bir araştırmanın sonucu, moralimin bir kez daha bozulmasına sebep oldu.

Çin’in önde gelen epidemiyologlarından Prof. Dr. Zhong Nanxian ve ekibi, Corona virüsü nedeniyle tedavi altına alınan 1099 kişinin tıbbi kayıtlarını incelemiş. Hastalardan sadece 13’ünün vahşi hayvanlarla temas ettiğini, yaklaşık üçte birinin ise salgının çıkış noktası olan Wuhan kentinde bulunduğunu ortaya koyan bu araştırma, beklenmedik bir sonucu daha açığa çıkarmış. Şimdiye kadar 14 gün olarak bilinen Corona virüsünün kuluçka süresinin, 24 güne kadar devam edebildiği tespit edilmiş.

Peki, bu kahrolası virüs, her geçen gün Dünyayı daha fazla tehdit ederken, Türkiye’de salgınla mücadele için gerekli önlemler alınıyor mu?

Keşke “evet” diyebilseydik…

Direkt ve aktarmalı uçuşlarla Çin’den İstanbul’a gelen yerli ve yabancı tüm yolcular, sadece termal kamera taramasından geçirildikten sonra, ellerini kollarını sallaya sallaya havalimanından çıkıp evlerine gitmeye ve topluma karışmaya devam ettikleri halde, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, daha birkaç saat önce; “Corona virüsünün Türkiye’ye girişini önlemeye yönelik yoğun çaba harcamaktayız.” diye açıklama yaptı.

Bu yaklaşım, salgının yayılmasına davetiye çıkarmakla eşdeğerdir!

Oysa aklın yolu bir, salgının yayılmasını gerçekten önlemeye çalışan pek çok ülke gibi biz de, hem de derhal ve kesinlikle taviz vermeden, sadece Çin’den gelenleri değil, hangi ülkeden gelirse gelsin, son 24 günde Çin’de bulunmuş tüm yolcuları, mutlaka karantina uygulamasına sokmalıyız.

Ancak ve ancak böyle bir uygulama sayesinde önce yolcuları, sonra da 83 milyonluk Türkiye’yi corona riskinden uzak tutabiliriz.

Testi kırıldıktan sonra atılan tokatın çocuğa da, anasına-babasına da faydası olmaz.

Bilumum virüslerden ırak, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
11 Şubat 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | CORONA VİRÜSÜ SALGINIYLA İLGİLİ İKİ ÖNEMLİ GELİŞME için yorumlar kapalı

BEN GURURLANMAYAYIM DA, KİM GURURLANSIN?


BEN GURURLANMAYAYIM DA, KİM GURURLANSIN?

Biz Karadağ’lar, grip olduğumuzda tanımadığımız birine dahi virüs bulaştırmaktan imtina eden bir aileyiz.

Ki, insanlığın bir anda yakasına yapışan bu amansız hastalık öyle sıradan bir grip veya zatürre değil, Corona virüsü kaynaklı bu salgın sadece Çin’in değil, tüm Dünyanın 100 yıldır karşı karşıya kaldığı en büyük salgın felaketi.

Sözü uzatmayacağım…

Benim gibi 15 yıldır Çin’de yaşayan küçük oğlum Fatih Karadağ, ikamet ettiğimiz ve ticaret yaptığımız Şanghay şehri, virüsün ilk ortaya çıktığı Wuhan şehrine 800 kilometre uzakta olmasına rağmen, salgına ilişkin ilk haber ve duyurudan itibaren tüm kurallara uymaya ve çevresindekileri de uyarmaya özen gösterdi.

Bu sayede de, dün akşam bindiği THY uçağından bu sabah indiğinde İstanbul Havalimanı’nda tüm yolculara yapılan sağlık kontrolünden ve termal kamera taramasından sorunsuz geçerek Vatanımıza kavuştu.

Ancak Oğlum, dün yola çıkmadan önce, beni bir kez daha gururlandıran ve çok duygulandıran kararını açıkladı ve bu sabah İstanbul’a iner inmez dediğini yaptı.

Fatih’im, havalimanındaki sağlık taramasından geçse bile, Allah korusun, eğer seyahat esnasında birinden Corona virüsü bulaştıysa, 14 günlük kuluçka süresi geçmeden bu hastalığın ortaya çıkmayacağının bilincinde olan, sorumluluk sahibi bir genç adam.

Bu nedenle, çoook özlediği Annesi başta olmak üzere, ne Ailemizden birine (Abisi hariç çünkü O’na söz dinletemedi), ne Milletimizden birine, ne de Ülkemizde bulunan her hangi bir yabancı misafire bu illet virüsün bulaşmasına hiçbir şekilde vesile olmamak için, 14 gün boyunca kendini izole edecek bir ortamda yaşamaya başladı.

Şimdi Annesiyle, Yengesiyle, canım torunlarım Zeynep ve Altay’la sadece görüntülü telefon görüşmesi yapabiliyor ama iki haftalık bu onurlu ve özverili bekleyiş bitince, tüm sevdikleriyle doya doya hasret giderecek inşallah.

Bu örnek davranışıyla beni gururlandıran Fatih’imden ben de, Annesi de razıyız, Allah da razı olsun inşallah.

Cümlemizin evladını Allah korusun, içinde benimkiler de olmak üzere.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
30 Ocak 2020, Taşkent

Yazılarım kategorisine gönderildi | BEN GURURLANMAYAYIM DA, KİM GURURLANSIN? için yorumlar kapalı