BUGÜN BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL BİR GÜN

BUGÜN BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL BİR GÜN
今天是我的一个非常特别的日子
TODAY IS A VERY SPECIAL DAY FOR ME

* * *
今天是我的一个非常特别的日子

在一个人的生命当中有些日子是永远无法忘却的。
对我来说今天就是其中一天。
当我在土耳其Mugla税务局和本地劳动局创立我自己的公司的时候,我还非常年轻。
怀着兴奋以及无比自豪的心情,今天是我的职业生涯的40周年纪念日.

* * *
TODAY IS A VERY SPECIAL DAY FOR ME

There are those unforgettable dates, unique and special days in people’s lives.
This is one of those days for me.
When I set up my own company, registering it at Mugla Tax Office and local Social Bureau on 30 September 1977, I was a very young businessman.
With feelings full of joy and pride, today I am celebrating 40th anniversary of my business life.

* * *
BUGÜN BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL BİR GÜN

İnsan hayatında öyle tarihler vardır ki, çok özeldir, eşi benzeri yoktur.

İşte bugün benim için öyle bir gün.

30 Eylül 1977’de Muğla Vergi Dairesi’ne ve Bağkur İl Müdürlüğü’ne kaydımı yaptırıp, kendi firmamı kurduğumda, gencecik bir işadamıydım.

Bugün ticaret hayatımın 40. yılını kutluyorum, mutluyum, gururluyum.

Aslında rahmetli Babacığım sayesinde çocukluğumdan beri ticaret hayatının içinde yoğruldum, ticareti de, iyi insan olmayı da, ailenin kıymetini de, Vatan sevgisini de O’ndan öğrendim, fanatik Muğla sevdam da Babacığım’dan mirastır, nur içinde yatsın, mekanı Cennet olsun inşallah.

Şair bile; “Yaş 35, yolun yarısı eder” demiş, benim ticarette geçirdiğim 40 yılın ne kadar uzun olduğunu varın, siz hesap edin. :)

İlk işyerim olan Saygın Market’i, Muğla’da Şehit Teğmen İsmet Çatak Bulvarı üzerinde açtığımda, Türkiye çay, şeker, yağ gibi temel ihtiyaç maddelerinin bile karaborsada satıldığı zorlu bir süreçten geçiyordu,

Ancak benim o küçük marketimin önünde hemen hemen hergün bir kuyruk olurdu, çünkü ben Konya’dan getirdiğim toz şekerin kilosunu 285 kuruştan, Ankara’dan getirdiğim Rize çayını 4 liradan, Bursa’dan getirdiğim Sana yağını 125 kuruştan, yani hepsini resmi fiyatları üzerinden satardım.

Oysa bu ürünler, insanların “parası neyse verelim diyerek karaborsaya bile razı olduğu halde, bulamadığı ürünlerdi.

Karaborsanın en yaygın uygulandığı ürünlerden biri de filtreli sigaraydı, çünkü TEKEL haftada sadece 3 gün yarımşar kilo yani 25 paket Samsun veya Maltepe sigarası verirdi. Diğer bayilerin çoğu bu sigaraları el altından yüksek fiyatla sattığı halde, ben gelince hemen cama dizer ve kuyruğa giren ilk 20 kişiye, resmi satış fiyatından satardım.

Kalan 5 paket sigarayı da, Muğla’daki bazı resmi dairelerin ve okulların kantinlerini çalıştıran büyük müşterilerime götürüdüm, çünkü onlar hem işyerlerinin, hem de evlerinin tüm ihtiyaçlarını benden tedarik ederlerdi.

Sırf bu servisi verebilmek için Mobilet marka bir motosiklet almıştım, yani kargo ücreti almadan kapıya teslim satış modelini yeni sanmayın, ben 40 yıl önce yapıyordum. Zaten değerli bir Fenerbahçeli olan rahmetli Celal Aras ta henüz Aras Kargo’yu kurmadığı için, iş başa düşmüştü. :)

Bu dürüstlüğüm ve uyguladığım satış stratejileri sayesinde Saygın Market kısa sürede meşhur oldu ve sadece Muğla’nın her mahallesinden değil, yakın çevremizdeki köylerden ve nahiyelerden de müşteriler gelmeye başladı.

“Müşteri menuniyeti”nin önemini ve değerini öğrenmemi sağlayan özel bir müşteri portföyüm bile oluşmuştu. Örneğin sık sık alışverişe gelen Muğla Trafik Büro Amiri’ne bir gün sordular;
– “Amirim, hadi biz Saburhane’den geliyoruz yakın sayılır ama sizin Büronuz şehrin göbeğinde, Belediye’nin yanıbaşında fakat eviniz Akyol’da yani şehrin öteki ucunda, demem o ki yolunuzun üzerinde onlarca market varken niye Orhaniye Mahallesi’ne geliyorsunuz?”

Daha sonra çok sevgili dostum, rahmetli Barış Manço’nun asker arkadaşı olduğunu öğrenince, bir fırsat yaratarak ikisini buluşturup unutamayacakları bir sürpriz yaptığım o Amirin cevabı hala kulaklarımda çınlıyor;
– “Evet, hep buraya geliyorum çünkü Zafer’le sohbet etmekten ve alışveriş yapmaktan mutluluk duyuyorum.”

Aslında Konya’dan, Ankara’dan ve Bursa’dan binbir zorluk ve masrafla getirdiğim o çay, şeker ve yağ gibi olmazsa olmaz ürünleri resmi fiyattan sattığım için, bırakın para kazanmayı, üstelik bir de zarar ediyordum.

Ve tabii ki, az buçuk hesap kitap bilen herkes gibi, benim müşterilerim de o zararın farkındaydılar.

İşte o yüzden de hemen hemen hiç bir Hemşehrim, sadece o kuyruğa girdiği ürünü alıp çıkmazdı, evinin diğer ihtiyaçlarını da benden alır, üstüne bir de “Allah razı olsun” diyerek, güleryüzle ayrılırdı.

Bir yıl sonra Muğla’nın en büyük lokantası olan Yalçın Restaurant’ı da işletmeye başladım, Cumhurbaşkanı da, Başbakan da, Bakanlar da Muğla’ya geldiklerinde bende yemek yiyorlardı.

Bir yıl daha geçti, artık Marmaris’te Orman Bakanlığı’ndan ihaleyle kiraladığım Pamucak ve Çubucak Milli Parklarının kantinlerini de ben işletiyordum.

Tabii ki oralara Mobiletle gidemeyeceğim için :) Kırmızı-Beyaz renkli çok güzel bir Chevrolet Blair araba almıştım.

12 Eylül 1980 darbesi olduğunda, rahmetli Kenan Evren’in sabaha karşı saat 4’te TRT ekranında yaptığı o tarihi konuşmayı Muğla Belediyesi hoparlörleri de vermeye başladığında, ben işte o arabanın içinde uyuyordum, nasıl fırlayıp kalktığımı tahayyül bile edemezsiniz. :)

O gece Marmaris’ten çok geç dönmüştüm, Yalçın Restaurant’ı sabah erken açıp ahçıların ve garsonların işe vaktinde geldiklerini görebilmek için de, eve gitmek yerine arabada kıvrılıp yatmıştım.

İyi ki de öyle yapmışım, çünkü bir anda ortalığı saran askerler, astsubaylar ve subaylarla sabahın köründe kurduğum sıcak ilişki sayesinde, ekmek bulmak veya hastaneye gitmek gibi gerekçelerle, sokağa çıkma yasağı nedeniyle bomboş olan Muğla caddelerinde araba kullanmanın buruk keyfini yaşamıştım.

Keşke 12 Eylül öncesi, sağlı sollu oluk gibi akan kardeş kanını durdurmanın yolu, o darbe olmasaydı!

Darbeden sonra İstanbul’a taşındım ve ticarete ara verdim, pazarlama ve satış alanındaki yeteneklerim sayesinde başarılı bir kariyer edindim, iki firmada Bölge Müdürlüğü ve Satış Müdürlüğü yaptıktan sonra, iş hayatımda en çok gurur duyduğum işyerim olan TKV (Türkiye Kalkınma Vakfı) ve KÖYTÜR Holding’de Pazarlama ve Satış Koordinatörü olarak görev yaptım.

12 şehirdeki kesimhaneleri ile Türkiye’nin en büyük tavuk ürünleri üreticisi olan, Ülkemizin ilk Tilsit ve Gouda tipi peynirlerini üreten, Dünyanın en kaliteli ballarını hala daha üretmeye devam eden, el dokuma halı ve kilimlerin yanısıra, ilk vizon çiftliğini kurarak, adına yakışır bir şekilde sadece Türkiye’nin kalkınması için çabalayan muhteşem insalarla dolu bu müstesna kurumun bir mensubu olarak, 1985 ile 1987 yılları arasında, kendi çapımda bir başarı öyküsü yaratmış olmanın onurunu hayatım boyunca taşıyacağım.

1987 yılında KÖYTÜR’de çalışırken geçirdiğim bir kısmi felç nedeniyle, profesyonel yöneticilik hayatıma noktayı koydum ve yeniden ticarete geçiş yaptım.

17 yıl boyunca İstanbul, Antalya, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Muğla’da açtığım depo ve ofislerde kendi markalarım; Anatad (gıda) – Anapak (elektronik tartı – barkod etiketleme – paketleme makineleri ve malzemeleri) – Re/Max (gayrimenkul) ve Anabilişim (bilgisayar) ile farklı sektörlerde hem iç pazara yönelik, hem de ihracat ve ithalat üzerine başarılı işler yaptık.

İlk ihracatımız olarak Kıbrıs’a sera ısıtıcıları ihraç ettiğimiz gün, gurur ve mutluluk gözyaşı dökmüştüm. İlerleyen yıllarda Avrupa’ya, Rusya’ya, Ukrayna’ya, Balkan Ülkelerine ve Ortadoğu’ya yaş sebze meyve de dahil olmak üzere, pek çok ürünün ihracatını yaparak Türkiye’nin ihracatına katkıda bulunmayı kendime şiar edindim.

Bildiğiniz gibi 2004 yılında ailecek yerleştiğimiz Şanghay’da da, 13 yıldır Türkiye’nin Çin’e ihracatını artırması için naçizane gayretler içindeyiz.

İşte geride bıraktığım 40 yılın kısa özeti bu.

Tabii ki 1991’deki Körfez krizi, 1994’teki 5 Nisan krizi, 1998’deki Rusya krizi, 2001’deki o hepten yıkıcı Anayasa kitapçığı krizi, 2008’deki global kriz, vs… canımızı çok yaktı ve birikimlerimizi yok etti ama yine de, Atatürk’ün hedef gösterdiği üzere, Türkiye’nin muasır medeniyetlere ulaşmasına ve de aşmasına katkıda bulunmak için çıktığım bu kutlu yolda, karşılaştığım zorluklardan yılmadım ve mücadeleden asla vaz geçmedim.

Son nefesime kadar da, güzel Ülkeme ve canım Muğla’ma hizmet etmeye devam edeceğim.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
30 Eylül 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | BUGÜN BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL BİR GÜN için yorumlar kapalı

95. GURUR YILIMIZ

95. GURUR YILIMIZ

9 Eylül 1922 sadece İzmir’in Kurtuluşu değil, aynı zamanda Türk Milleti’nin bir Anka kuşu misali, küllerinden yeniden doğduğu gündür!

O gün sadece işgalci Yunanı değil, onların işbirlikçisi 7 Düvelin emperyalistlerini de denize döktük!

95 yıllık bu eşsiz gururu, sonsuza dek taşımaya ve kutlamaya devam edeceğiz!

Ne mutlu Türküm diyene!

Saygı ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
9 Eylül 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | 95. GURUR YILIMIZ için yorumlar kapalı

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU ve MUTLU OLSUN!

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU ve MUTLU OLSUN!

Şanlı Ordumuzun 95 yıl önce, 30 Ağustos 1922’de kazandığı büyük zaferi kutladığımız bu bayram gününde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Başkomutan, Başöğretmen, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzereyi, tüm silah arkadaşlarını, Şehitlerimizi ve Gazilerimizi, bir kez daha hürmetle, minnetle, sevgiyle ve özlemle anıyoruz, mekanları Cennet olsun.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

* * *

土耳其胜利和解放日 95周年.

* * *

LONG LIVE TURKEY!
LONG LIVE ATATÜRK!
Victory Day in Turkey commemorates the key Turkish victory against Greek forces in the Battle of Dumlupınar (August 26-30, 1922). The outcome of the battle, which took place in Kütahya province in western Turkey, determined the overall outcome of the Turkish War of Independence (1919-1923). Although foreign forces left the country for good in the autumn (or fall) of 1922, Turkish Nation accept August 30 as the date of the Turkish troops’ overall victory.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
30 Ağustos 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU ve MUTLU OLSUN! için yorumlar kapalı

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ?

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ?

Referandum öncesi “milletvekili seçilme yaşını 18’e indireceğim” diyerek gençlerin oylarına talip olan Cumhurbaşkanı ve AKP lideri Erdoğan, bugün Almanya Dışişleri Bakanı’na hesap sormuş;

– “Senin yaşın kaç? Haddini bil!”

Tabii ki Alman Bakan haddini bilsin de, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?”

Hani “akıl yaşta değil, başta” idi?

Gençlerimizin bu yaman çelişkiyi farketmeyecek kadar cahil olduklarını düşünmek, onlara yapılacak en büyük hakarettir!

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
20 Ağustos 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | BU NE YAMAN ÇELİŞKİ? için yorumlar kapalı

ŞANGHAY’DA “DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ”

ŞANGHAY’DA “DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ”

Bugün Şanghay Başkonsolosluğu’muzun düzenlediği “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” anma törenine katıldık.

Tam bir yıl önce bugün, darbe yapmaya kalkan ve gözlerini kırpmadan Türkiye’yi uçurumun kıyısına götüren Fetö’cü hainlerin gerçek yüzü ile karşı karşıya gelmiştik!

O ihanet gecesinde Fetö’cülerin kanlı emellerine ulaşmasına engel olan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Atatürkçü ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yürekten bağlı şerefli subaylarına ve ellerinde bir sapan dahi olmaksızın vücutlarını tankların önüne atarak Demokrasimize sahip çıkan Aziz Milletimize bir kez daha şükranlarımızı sunuyorum.

Fetö’yü güçlendirerek Milletimizin başına musallat eden ve bu yüzden 15 Temmuz ihanetinin de vicdani sorumluluğunu taşıyan AKP, eğer bu anlamlı günde, bir yıldır göster(e)mediği özeleştiri erdemini gösterebilse ve kendi içindeki Fetö’cüleri ifşa ederek yargıya teslim etseydi, işte asıl o zaman en anlamlı ve kıymetli kutlamayı yapabilirdik.

Ancak verdikleri beyanatlardan görüldüğü üzere, hakimlerin, savcıların, subayların, profesörlerin, doktorların, işadamlarının, işçilerin ve memurların içindeki binlerce Fetö’cüyü şıp diye bulan ve sırf evinin elektrik faturasını Fetö’nün bankasından yatırdı diye öğretmenleri bile hapse atan AKP, yani, hani şu; “ne istediler de vermedik?” diye Fetö’ye sundukları akıl almaz desteği övünerek haykıran siyasetçilerin partisi, kendi içinde hiç Fetö’cü bulunmayan, pir-ü pak bir parti olduğu safsatasıyla bizi değil ama kendini kandırmaya bugün de devam ediyor.

3 Temmuz Fetö kumpası nedeniyle büyük acılar çekmiş olan biz Fenerbahçeliler, dirayetli ve güçlü duruşumuzla birlikte, o hainlere boyun eğmeden nasıl mücadele edilmesi gerektiğini de tüm Türkiye’ye, dolayısıyla AKP’lilere de öğrettik, dolayısıyla onların işi bizden çok daha kolay olacaktır, yeter ki istesinler!

15 Temmuz 2016 darbe girişiminde şehadet şerbetini içen tüm Şehitlerimizi rahmetle, Gazilerimizi de minnet ve hürmetle anıyor, o gün bir kez daha parti farkı gözetmeksizin ortaya konulan Milli birlik ruhunun güçlenerek devam etmesini yürekten diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
15 Temmuz 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | ŞANGHAY’DA “DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ” için yorumlar kapalı

BUGÜN ÇİN’DEKİ 14. YILIMIN İLK GÜNÜ

BUGÜN ÇİN’DEKİ 14. YILIMIN İLK GÜNÜ

Beni Çin’e getiren ilk THY uçağı Şanghay Pudong Havalimanı’na teker koyduğunda, takvimler 12 Temmuz 2004’ü gösteriyordu.

Hamdolsun ki; sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu güzel günlerimin, hastalık, sıkıntı ve mutsuzlukla geçen kötü günlerden kat be kat daha fazla olduğu 13 yılı geride bıraktım.

İkinci emekliliğime karar verip canım Muğla’ma kesin dönüş yapmadan önce, Çin’de geçireceğim son yıllarımda; ailem, şirketim ve güzel Ülkem için hazırladığım bazı projeleri gerçekleştirmek için azami gayret göstereceğim.

Türkiye ile Çin arasındaki iyi ilişkilerin gelişmesine naçizane katkılarda bulunmamızı sağlayacak olan ticari ve sosyal içerikli bu projeler hazır olduğunda, tabii ki sizlerle de paylaşacağım.

Şimdiden hayırlı olsun, Allah işimizi gücümüzü rast getirsin inşallah.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
12 Temmuz 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | BUGÜN ÇİN’DEKİ 14. YILIMIN İLK GÜNÜ için yorumlar kapalı

MÜJDELER OLSUN!

MÜJDELER OLSUN!

Türkiye’nin Çin Halk Cumhuriyeti’ne “KİRAZ” ihracatına başlayabilmesi için gerekli olan Çin Tarım Bakanlığı (CIQ & AQSIQ) onayı, nihayet bugün çıktı!

Çok, ama çok mutluyum, gözümüz aydın! Güzel Ülkemize hayırlı olsun!

13 yıldır Türkiye’nin Çin’e ihracatını artırmak için naçizane gayretler içinde olan, 32 yıllık idealist bir ihracatçı olarak, bu tarihi gündeki mutluluğumu sizlerle de paylaşmak istedim.

İnşallah iki ülke arasında imzalanan “Gıda Güvenliği Anlaşması” kapsamında, en kısa zamanda diğer et, süt ve tavuk ürünleri ile yaş sebze-meyve çeşitlerimizin de önü açılır ve 1’e 10 oranı gibi, utanç verici bir boyuta ulaşan dış ticaret açığımızı hızla aşağıya çekeriz.

Çin pazarında ilk kez satılmaya başlayacak olan Türk kirazına, bu devasa pazarda tanıtım, pazarlama ve satış hizmetleri sunmak ve ihracatçılarımızın yaşayabileceği olası sorunları anında çözmek için, KARYA olarak 2004 yılından bugüne kadar elde ettiğimiz Çin tecrübelerimizin ışığında, her türlü profesyonel desteği vermeye hazırız; www.karya.biz/?p=131

Çin’e kiraz ihraç edebilmek için akredite olan tüm üreticilerimize, paketleme fabrikalarımıza ve ihracatçılarımıza yürekten başarılar diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
30 Haziran 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | MÜJDELER OLSUN! için yorumlar kapalı

RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN

RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN

Bu akşamki son iftarla Ramazanı sevgiyle uğurluyoruz, yarın da mübarek Ramazan Bayramı’nı coşkuyla kutlayacağız.

Yüce Allah nice Ramazanlara ve bayramlara sağlık, huzur, bereket ve Milletçe birlik ve beraberlik içinde kavuşmamızı nasip etsin inşallah.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
24 Haziran 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN için yorumlar kapalı

GURURLUYUZ, MUĞLASPOR’UMUZ 50 YAŞINDA

GURURLUYUZ, MUĞLASPOR’UMUZ 50 YAŞINDA

Doğduğum toprakların Yeşil-Beyaz gururu Muğlaspor’umuz, bugün kuruluşunun 50. Şeref Yılı’nı kutluyor (www.hamlegazetesi.com.tr/muglaspor-50-yasinda/).

1967 yılında Yılmazspor, Gençlikspor ve Yolspor’un birleşmesiyle kurulduğu gün, Yılmazspor tutkumu kalbime gömmüştüm, o gün bu gündür Muğlaspor’a sevdalıyım.

Ve ne mutlu bana ki, 2001 – 2002 sezonunda Atatürk Stadyumu’nda şampiyonluk kupasını kaldıran Muğlaspor’un Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmış bir Muğlalı olmanın gururunu, hayatım boyunca taşıyacağım.

Taraftarımıza, futbolcularımıza, tüm sporcularımıza, yöneticilerimize, kulüp çalışanlarımıza ve kendini Muğlasporlu kabul eden tüm sporseverlere ve Hemşehrilerime, 10.000 kilometre uzaktan, Şanghay’dan, Yeşil – Beyaz selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

Bu vesileyle, 1956 yılında Yılmazspor için bestelediği marşımızı, 1967 yılında Muğlaspor için yeniden düzenleyen hemşehrimiz Ramiz ÜLKÜ’yü de rahmetle anıyorum.

MUĞLASPOR MARŞI

Kar bora fırtına, sükun bulacak,
Sana yıldırımlar, sana yıldırımlar selam duracak.
Heryerde inlesin gürleyen sesin,
Muğla’yı kartallar gibi beklesin.

Muğlaspor’dur gençler ocağı,
Şan, şeref doludur O’nun kucağı.
Biriz birliğiz, Muğla’lıyız biz,
Yeşil beyaz renklere aşık hepimiz.

Parola her maçta mağlup olmazlar,
Muğla’nın yıldızı yeşil beyazlar.
Ruhlarında ahlak ve spor yaşar,
Sahada bir coşar nehirler taşar.

Muğla kartalı gökte yükselecek,
Yemini var, her zoru mutlak yenecek.
Biriz birliğiz, Muğla’lıyız biz,
Yeşil beyaz renklere aşık hepimiz.
(www.youtube.com/watch?v=o1S6VYfs3W0)

Yaşadığı tüm mali zorluklara rağmen, bizim çok gururlandığımız adının önüne veya arkasına, sponsor bir markayı ekletmeden onurlu mücadelesine devam eden Muğlaspor’umuza, faaliyet gösterdiği tüm spor dallarında yürekten başarılar dilerim.

En içten saygı ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
22 Haziran 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | GURURLUYUZ, MUĞLASPOR’UMUZ 50 YAŞINDA için yorumlar kapalı

TESTİ KIRILMADAN…

TESTİ KIRILMADAN…

Binlerce yıldır “ASKER BİR MİLLET” olarak insanlık tarihine damgasını vuran Türk Milleti için, Ordumuz ekmek kadar, su kadar önemli ve değerlidir.

Bu konuda ne kadar haklı olduğumuzu 15 Temmuz’da bir kez daha gördük ve iliklerimize kadar hissettik!

O gece Ülkemizi uçurumun kenarına sürükleyen Fetö’cü hainlerin darbe girişiminin başarısız olmasını, öncelikle Milletine ve Atatürk’e yürekten bağlı Türk Ordusu’na ve şerefli komutanlarımıza borçluyuz.

Tabii ki ellerinde taş atacak bir sapan dahi olmadığı halde, gözlerini kırpmadan tankların önüne çıkan Aziz Şehitlerimizin, Gazilerimizin ve yiğit Yurttaşlarımızın kahramanca direnişi de tarihimize altın harflerle yazıldı, Onları her zaman rahmet, minnet ve hürmetle anacağız, unutursak kalbimiz kurusun!

Ancak 1 Ağustos 2016 tarihinde yayınladığım (www.harclik.net/?p=1200) makalemde de ifade ettiğim gibi; “Eğer TSK’nın omurgası sağlam olmasaydı, Türkiye 15 Temmuz darbe girişimini bu kadar kolay atlatabilir miydi?”

Ne var ki, binlerce yıllık bilgi, tecrübe ve geleneklerle yoğrulmuş olan ve “Peygamber Ocağı” diye adlandırdığımız Türk Silahlı Kuvvetleri’nin genleriyle oynamaya devam eden AKP iktidarı, adeta değil, alenen Ordumuzu cezalandırıyor.

TSK’nın beyni olan komuta kademesini darmadağın ederek, Genelkurmay Başkanımızı ve Kuvvet Komutanlarımızı bakanlıklara bağlı birer memur haline getirdikleri yetmiyormuş gibi, Dünyanın gıpta ettiği köklü birer çınar olan askeri okullarımızı ve de sağlıklı ve güçlü bir ordu için olmazsa olmaz birer kurum olan askeri hastanelerimizi kapatarak, akıl almaz boyutta stratejik hatalar yaptılar!

Şimdi de görüyoruz ki, şakşakçı yandaş basından gözünü alamayan ve sırf muhalifler dillendiriyor diye tüm gerçeklere kulaklarını tıkayan AKP zihniyeti, büyük bir yanlış daha yaparak Ordumuzun beslenme sistemini de çökertmiş!

Vatani görevlerini ifa etmek için kışlalarımızı dolduran Mehmetçik’in karavanasını, “alt tarafı 3 öğün yemek” diyerek geçiştiremezsiniz!

Atatürk’ün dediği gibi; “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur!” ve Vatanımızın savunmasını emanet ettiğimiz ve Dünyanın en güçlü orduları arasında gösterilen Türk Ordusu’nun her daim güçlü olabilmesi için, sağlıklı beslenmesi son derece önemlidir.

Asker Ocağı’nda karavananın hazırlanması da, kontrolü de, tadımı da, sırayla yenilmesi de askeri bir disiplin içinde yapılır, doğrusu da budur!

Son haftalarda peşpeşe meydana gelen ve binlerce Askerimizi ölümle burun buruna getiren gıda zehirlenmeleri nedeniyle, artık kışlalarımızda karavana pişmediğini ve Mehmetçiğin en ucuz fiyatı veren yemek fabrikalarının insafına terkedildiğini öğrenmiş olduk!

Şanlı Ordumuza 46 yıl hizmet ettikten sonra emekli edilen ve Fetö’cülerin Balyoz kumpası kurbanlarından olan, emekli Koramiral Can Erenoğlu (www.milliyet.com.tr/koramiralden-veda-mektubu/gundem/detay/1757111/default.htm), Twitter’da büyük yankı uyandıran şu mesajı yayınladı;

“Bin yıllık geleneğimizce yemek kışlada pişirilip Komutana tattırıldıktan sonra askere yedirilmeli. Yemeği savaşta da mı şirket getirecek?”

Bu mesajı okuyunca, ben de saygıdeğer Amiralime şu cevabı gönderdim;

“Aklıma GATA kapatılınca sorduğum soru geldi; ‘Savaşta yaralanan askerler Devlet hastanesine gelince önce acil serviste kayıt mı yaptıracak?'”

Testi kırılmadan uyarmak lazım…

Aklın yolu birdir, AKP’nin bir an önce bu yanlışlardan dönerek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin genleriyle oynamaktan vazgeçmesini diliyorum!

“Komşularımızla sıfır sorun!” diyerek çıktıkları yolun sonunda “Sıfır komşu”ya ulaştıkları için, güçlü bir orduya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var!

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
www.harclik.net
19 Haziran 2017, Şanghay

Yazılarım kategorisine gönderildi | TESTİ KIRILMADAN… için yorumlar kapalı